Kompozisyonla İlgili Genel Bilgiler

insanı diğer canlılardan ayıran ve üstün kılan en temel farklılık düşünme ve dil yetisidir. Düşünme yetisi içinde tasarlama, akıl yürütme, düş kurma, anlamlandırma gibi pek çok yeti vardır ve bütün bu yetilerin boy atıp geliştiği, anlam kazandığı alan dildir. Dil, hem bireysel hem de toplumsal yönü olan bir sistemdir. Bu sistem- de insanoğlu önce sözlü dili edinir, eğitimle birlikte yazılı dili öğrenir. Bu aşama- dan sonra da sözlü ve/veya yazılı dili farklı amaçlarla sürekli olarak kullanır. Bu ünitede duygu ve düşüncelerin aktarılması ya da sergilenmesi için yararlanılan yollardan biri olan yazı dili ve yazı dilinin uyumlu bir bütünlüğü olan kompozisyon üzerinde durulacaktır.

Kompozisyon

Bugüne gelinceye kadar öğrenim hayatınız boyunca pek çok kez kompozisyon yazmışsınızdır. Genellikle Türk Dili ve Edebiyatı dersinde bir konu, bir atasözü, bir özdeyiş veya bir dize, beyit, dörtlük, paragraf gibi edebî örnekler üzerine yazılan metinler olarak biliriz kompozisyonu… Oysa adı kompozisyon olmasa da yazdığımız pek çok yazıda, raporda, seminerde, hatta dilekçede kompozisyon yazma kurallarını ve yöntemlerini uygularız. Topluluk önünde yaptığımız konuşmalar da kompozisyonun bir başka boyutu olan sözlü kompozisyon ürünüdür.

Sözlü kompozisyonun değişebilirliğine, esnekliğine karşın yazılı kompozisyon daha değişmez ve durağandır. Bu yönüyle daha kuralcı ve daha düzenli, üzerinde düşünülüp oluşturulan bir anlatımdır, diyebiliriz. Okur, yazılı bir metni tekrar tekrar okuyabilir; ancak yazar, okurun tepkisini hemen göremez. Buna karşılık sözlü kompozisyonda etkileşim söz konusu olduğu için konuşan, dinleyenlerin tepkilerini anında alabilir ve kendini daha doğru ifade etme yollarını çeşitlendirebilir.

Derslerdeki yazma çalışmasıyla dar bir tanıma sığdırdığımız kompozisyon, aslında sözcük anlamı olarak farklı parçaların bir araya getirilmesiyle oluşturulan bütünü ifade eder. Dilimize Fransızcadan geçen kompozisyon sözünün kökeni Latinceye dayanmaktadır. Latincede “bir araya getirmek, birleştirmek, inşa etmek” anlamındaki componere sözünden gelişen compositio(n-) eski Fransızcaya geçmiştir (Chantrell, 2002: 109). Composition sözü Fransızcada “bileşim, beste” gibi anlamlarda kullanılırken Türkçede geniş anlamda “ayrı ayrı parçaları bir araya getirerek

Kompozisyonun iki türü vardır:

Yazılı kompozisyon ve sözlü kompozisyon. Yazılı kompozisyon yazılı anlatım içinde bir bütünlük gerektirirken sözlü kompozisyon konuşma içinde bütünlüğü gerektirir.

Geniş anlamda kompozisyon hayatın her anında ve alanında kullandığımız araçların, aygıtların, taşıtların; paylaştığımız mekânların, üzerinden geçtiğimiz yolların, köprülerin; hatta yediğimiz yemeklerin, içtiğimiz içeceklerin yapılışında uygulanan ana yöntemdir. Örneğin bir cep telefonu yüzlerce parçadan oluşur. Birbirinden farklı yapıda ve işlevde yüzlerce parçanın bir araya getirilerek, birbiriyle uyum içerisinde, verimli ve yararlı bir biçimde çalışması sağlanarak bütünleştirilmesi ve bir iletişim aygıtına dönüştürülmesi bir kompozisyon örneğidir. Bir bina; özelliğine göre kum, taş, çimento, demir, ahşap, cam gibi çeşitli malzemelerden oluşur. Ama bütün bu yapı malzemesini bir araya getirip üst üste yığmakla bina yapılamayacağı gibi dört duvar örüp kapısını, çatısını kapatmakla da işlevsel bir yapı ortaya konulamaz. Binayı kullanacak kişilere konforlu bir hayat sağlayacak, bunların arzu ve isteklerini karşılamalarına imkân verecek, işlevsel bir yapı ortaya çıkarabilmek için mimarından mühendisine, ustasından işçisine bütün görevlilerin çaba harcaması gerekir. Bütün bunlar bir amaç gözetilerek, bir planlama ve iş bölümü yapılarak malzemeyi en iyi bir biçimde değerlendirmekle mümkündür.

Kompozisyon, daha çok derslerde bir yazı uygulaması olarak kullanıldığından diğer alanlardaki anlamı ve yaşamdaki önemi üzerinde pek durulmaz. Kompozisyon; resim, müzik, heykel gibi sanat dalları ile çeşitli bilim dallarında parçaların bütünü oluşturacak bir düzende bir araya getirilmesi anlamına da gelmektedir.

 Kompozisyonun bütününde bir düzen olması gerekir.

Kompozisyonda düzen, yazı alanının kullanımından başlayıp düşüncelerin, duyguların, açıklamaların, gözlemlerin, saptamaların, örneklerin sıralanışına kadar kendisini göstermelidir. Ancak yukarıda değindiğimiz örneklerde olduğu gibi başarılı bir kompozisyon yaza- bilmek için yalnızca bunlar yeterli değildir. Kompozisyon yazma kuralları ve yön- temlerinin uygulanması sırasında biçim, yazım, noktalama, sözcük seçimi vb. bakımlardan da göz önünde bulundurulması gereken özellikler vardır.

Biçim açısından kullanılan kâğıdın kompozisyon yazmaya uygunluğu, yaklaşık olarak üstten 6 cm, alttan 2 cm, soldan 3 cm, sağdan 1 cm boşluk bırakılması, yazım kurallarına uyulması, noktalama işaretlerinin yerli yerinde kullanılması gerekmektedir. Sözcüklerin gerçek ve mecaz anlamlarıyla kullanımlarına dikkat edilme- si, anlatım bozukluklarından ve cümle düşüklüklerinden kaçınılması başarılı bir kompozisyonun yazılması için gereklidir. Bir ders uygulaması olarak kompozisyonun el yazısıyla yazılması daha doğrudur. Ancak yazılar yayımlanmak üzere yayın kuruluşlarına gönderileceği zaman bilgisayarda yazmak gerekir. Bilgisayarda kelime işlemci programların “sayfa yapısı” seçeneklerine yukarıda verilen kenar boşluklarını girerek yazınızı yazabilirsiniz.

Gerek sözlü gerekse yazılı kompozisyonda bütünlük, güzellik, etki bırakma ve doğruluk vazgeçilmez kavramlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bütün bu kavramlar, kişiyi yazının kurallarına uymaya, belli bir yazım disiplini kazanmaya yönlendirir. 

Kompozisyon yazmaya girişmeden önce kişilerde bulunması ve sürekli geliştirilmesi gereken bazı nitelikler vardır. Bu niteliklerden en temel olanı kişinin dil becerileri ve bilgi donanımıdır.

Dil Becerileri ve Bilgi Donanımı

Bebekler dünyaya gelişlerinden itibaren içinde bulunduğu toplumun dilini edin- meye başlar. Ancak son zamanlarda yürütülen bilimsel araştırmalar, bebeğin daha anne karnındayken ana dilini edinmeye başladığına ilişkin verileri ortaya koymak- tadır. Dünyaya gözlerini açtıkları ilk andan başlayarak bebeklerin dil edinimi hızlı bir sürece dönüşür. Bu süreçte anne ve babasından, yakın çevresinden edindiği söz varlığı ve dili kullanma yeteneği gelişmeye başlar. Sözlü iletişim, yalnızca konuşmayla değil söylenilen ninnilerle, anlatılan masallarla da gelişir.

Okul çağına gelen çocukta ise dil becerileri yeni bir boyut kazanır ve yazı dili öğrenimi ile birlikte daha önce edinilen konuşma ve dinleme işlevlerine yazma ve okuma becerileri eklenir. Temelleri bebeklik döneminde atılan dil becerisi, yazmayı ve okumayı öğrenmeyle birlikte gelişir. Bir yandan dilin kurallı yazma ve konuşma becerileri edinilirken diğer yandan dağarcığa eklenen sözcüklerle kavrama, algılama ve anlatma yeteneği olgunlaşmaya başlar.

Dil becerisini geliştiren en önemli etkinlik okumadır.

Yazıyı öğrenmekle başla- yan okuma sürecinde binlerce sözcükle karşılaşan kişinin bir yandan söz varlığı genişlerken bir yandan da kişi, anlatım gücüne vâkıf olur. Bu süreçte anlamı bilinmeyen sözcükler için sözlüğe bakılması, sözcüklerin gerçek ve yan anlamlarının öğrenilmesine yardımcı olur. Okuma etkinliği, sözlükte birer madde olan sözcüklerin okunan metinlerle canlanmasını, bağlam içerisinde kazandığı anlamın kavranmasını sağlar. Böylece kişi, sözcüklerden anlatımda nasıl yararlanılacağını, doğru sözcüklerle etkili anlatımın nasıl sağlanacağını kavrar.

Yazma yeteneğinin geliştirilmesine okuma etkinliği büyük katkıda bulunur. Okunan her eser, dilin nasıl kullanılması gerektiğini somut bir biçimde ortaya koyan canlı bir örnektir. Kişiler okudukça başarılı örnekleri diğerlerinden ayırt etme yeteneğini de kazanır. Dili etkin kullanan, anlatımı güçlü yazarlar, yazmaya aday kişiler için birer örnek olurlar. Pek çok kişi, başarılı bulduğu örneklere öykünerek yazmaya başlamıştır. Ancak sürekli okuyarak ve yazarak kendisini geliştiren kişiler zamanla özgünleşir ve kendi tarzını oluşturur.

Okul öncesinde ilk gelişen dil becerisi dinlemedir, daha sonra dinleme ile birlikte konuşma becerisi gelişir. İyi bir dinleyici bir yandan sözcüklerin kurallı söylenişleriyle kulak yeteneğini geliştirirken diğer yandan da tonlama ve vurgu ile sözcüklerin konuşmada etkili kullanımına tanık olur. Sözcüklerin canlı bir biçimde kullanımı konuşma dilindedir. Sözlü kompozisyon için en iyi eğitim dinleme ile başlar. Konuşmacının dili kullanma becerisini gözlemlemenin yanı sıra etkili konuşma yöntemleri, dinleyicinin ilgisini sürekli kılma, anlatım tarzı vb. özellikler dinleme etkinliği sırasında da kazanılır.

Yazı, en kısa tanımıyla, duygu ve düşüncelerin çeşitli işaretlerle belirlenmesidir.

Dili kullanma becerisini kazandıran bu etkinlikler kişiye bilgi donanımı da sağlar. Hiç kuşkusuz, insan bilgi donanımını hem deneyimlerinden hem de öğrenim hayatından kazanır. Öğrenim sürecinde bilgiyi edinme, yine okuma ve dinleme etkinlikleriyle elde edilir. Okumak, bilgi edinmenin en temel etkinliklerinden biridir. Kişi okuduklarından yeni bilgiler edinirken bunları önceki bilgileriyle karşılaştır- malı, eleştirel gözle değerlendirmelidir. Gerektiğinde diğer kaynaklara bakarak bilgilerin doğruluğunu sınamalıdır. Araştırma, bilgiye ulaşmanın bir başka yoludur. Gözlemlerle, deneylerle, sormacalarla (anket) gerçekleştirilse de okuma, araştırmanın da temel etkinliklerinden biridir.

kaynak; Anadolu Üniversitesi

Türk Dili II kitabı

Bir Cevap Yazın