FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU (FSEK)

Telif haklarını anlamayı kolaylaştıracak bazı kavramların sıralandığı bu başlıkta kanunun vermiş olduğu tanımlara da yer verilmiştir.

Fikri Mülkiyet

Fikri mülkiyet, taşınır ve taşınmaz mülkiyetinin yanında fikri mülkiyetin de mevcut olduğunu savunan fikri mülkiyet teorisine dayanan terimdir.

Fikri mülkiyet hukukuna dair çoğu kavramın tam olarak yerleşmiş bir kullanımının olmadığını belirtmek gerekir. Örneğin “fikri hak” kavramı zaman zaman “fikri mülkiyet hakları” terimi ile de açıklanır ve söz konusu kavramın yerine kullanılır. Aynı şekilde “sınai haklar” kavramı yerine de “sınai mülkiyet hakları” kavramı kullanılır. Bu çalışmada “fikri mülkiyet” kavramı, fikir ve sanat eserlerini yani telif haklarını ve sınai hakları da içeren bir üst kavram (şemsiye terim) olarak kullanılacaktır.

Fikri mülkiyet hakları insanın düşüncesine, zihinsel faaliyetlerine, emeğine dayanan, bunlar sonucunda ortaya çıkmış ürünlere dayanan, varoluş nedeni bu ürünler olan haklardır. Taşınır ve taşınmaz mülkiyetinden farklı olarak fikri mülkiyete konu olan gayri maddi mallardır. Düşünce, o cisim üzerinde somutlaşmıştır fakat gayri maddi malların mülkiyeti eşya mülkiyetinden farklı olarak o somutlaşan cisme sahip olunmasıyla tasarruf edilir hale gelmez. Örneğin, bir kitabı satın alan okur, sadece o kitabın sahibi olmuştur fakat içinde eser niteliği taşıyan hususların sadece kullanıcısıdır. O kitabı satın alması onu, içindeki eserlerin sahibi yapmaz. Öte yandan satın aldığımız arabanın patenti, o arabadan ayrı bir mülkiyetin konusudur, arabayı satın almış olmakla satın aldığımız, galeriden satın aldığımız için bize geçmiş olan bir hak değildir. Gerek telif hakkının, gerekse patent hakkının vücut bulduğu somut eşyadan farklı olarak ayrıca bir devir sözleşmesi ile satılması durumu söz konusudur.

Fikri mülkiyet hukukundaki düzenlemeler eser sahibini ve buluş sahibini korur, ihdas edilen haklarla eser sahibine ve buluş sahibine eser ve buluş üzerinde herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haklar verilmiştir.

BİLGİ: Fikri mülkiyet hakları insanın düşüncesine, zihinsel faaliyetlerine, emeğine dayanan, bunlar sonucunda ortaya çıkmış ürünlere dayanan, varoluş nedeni bu ürünler olan haklardır.

Telif Hakkı

Telif hakkı, eser üzerindeki hakkı ifade eder. Telif hakkı literatürde “fikri hak” teriminin yerine de kullanılır. Fakat fikri hak, bazı kaynaklarda sınai hakları da içine alan üst bir kavram olarak kullanılmaktadır. İngilizce’de telif hakkına “Copyright” kelimesi karşılık gelmektedir. Bu kelimenin de kökeni, Latince’den gelen, fikir ve sanat eseri ürünleri kopya etme, çoğaltma hakkını ifade eden “Copia” kelimesidir. Telif hakları zamanla sadece çoğaltma hakkıyla sınırlı kalmamış, kanun koyucular tarafından eser sahibine başka haklar da verilmiş, böylece telif hukuku koruma sistemi güncel halini almıştır. Fakat bu, telif hukuku koruma sisteminin nihai şeklinin güncel hali olduğunu göstermez. Son yıllarda teknolojik gelişmeler bu alandaki değişim ve gelişimi zorlamaktadır. Bu alanda hukuki revizyon ihtiyacı da hala devam etmektedir.

Telif hakları düzenlemeleri ile kanun eser sahibine herkese karşı ileri sürülebilen haklar vermiştir. Söz konusu mutlak haklar sayesinde eser sahibi çoğaltma, iletim, dağıtım, satım, kira, ödünç verme gibi eserin tüm yararlanma şekillerine sadece kendisi sahip hale gelmekte ve eser üzerindeki mali haklarını kime, ne kadar ve nasıl kullandıracağını belirleme yetkisine de kavuşmuş olmaktadır. Eser sahibinin hakları mali ve manevi haklar olmak üzere iki ana başlık altında incelenir.

 

Eser

FSEK m. 1/B’de “Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri” olarak tanımlanmıştır. İşleme ve derleme eserler de FSEK m. 6 ile eser sayılmıştır.

İşlenme Eser

Diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilip de bu esere nispetle müstakil olmayan ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat mahsulleridir (FSEK m. 6).

Derleme Eser

Özgün eser üzerindeki haklar saklı kalmak kaydıyla, ansiklopediler ve antolojiler gibi içeriği seçme ve düzenlemelerden oluşan ve bir düşünce yaratıcılığı sonucu olan eserdir. Belirli bir maksada göre ve özel bir plan dahilinde seçilmiş ve toplanmış eserlerin düzenlenmesinden oluşur (FSEK m. 6/ I bent 7).

Multimedya Eser

Fikir ve Sanat Eserle Kanunu’na ait kavramlardan biri olan Multimedya Eser hakkında bilgiyi yukarıda İnternet Kavramları başlığı altında vermiştik.

Eser Sahibi

Eser sahibi, eseri meydana getiren, ona hususiyetini vererek yaratan kişidir (FSEK m. 1/B (b)). Maddenin eski halinde “gerçek kişidir” ifadesi bulunmaktaydı. Fakat 2004’teki değişiklikle “gerçek” kelimesi kaldırılmıştır. Bu durum doktrinde tartışmalara neden olmuştur. Aradaki fark şudur ki, ABD, İngiltere başta olmak üzere bazı hukuk sistemlerinde tüzel kişilerin eser sahibi olması mümkündür. Bizim dahil olduğumuz Kıta Avrupası Hukuk Sisteminde ise yayımcılar, yapımcılar ve tüzel kişiler eser sahibi olarak kabul edilmezler. Fakat kanun koyucunun 2004’te tanımdan “gerçek” kelimesini çıkartması, dahil olduğumuz sistemden Anglo-Sakson Hukuk Sistemine doğru bir eksen kayması olduğu yorumlarını güçlendirmiştir. Fakat bu konuda bir fikir birliği oluştuğunun söylenmesi imkansızdır.

Telif haklarında tescil ilkesi geçerli olmadığından eser sahipliği herhangi bir tescil, sicile kayıt şartı aranmaksızın ya da belirli bir makamın onayına bağlı olmaksızın eserin meydana gelmesiyle, yaratılmasıyla birlikte doğar.

Bağlantılı Haklar

Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla komşu hak sahipleri ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcılarının sahip olduğu haklardır (FSEK m. 1/B (j)).

FSEK, eser sahibi olarak kabul edilmesi mümkün olmayan eseri icra edenlere, ses ve görüntüleri tespit eden fonogram yapımcılarına ve onların tespitlerine, radyo-televizyon kurumlarına ve anılan işletmelerin yayın ve programlarına bazı hak ve korumalar sağlamıştır. Bu haklar eser sahibinin haklarıyla bağlantılı haklardır. Dolayısıyla bir yandan eserin eser sahibi ve o esere dayanan, eser sahibine ait haklardan, diğer yandansa aynı esere dayanan ve eser sahibinin haklarıyla bağlantılı olan haklar söz konusudur. Bağlantılı eser sahipliği bu nedenle işlenme eser sahipliği ile karıştırılmamalıdır.

FSEK md. 80’de kimlerin bağlantılı hak sahipliğine sahip olduğu ayrıntılı bir şekilde belirlenmiştir.

Komşu Haklar

Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçıların, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları ile radyo-televizyon kuruluşlarının sahip oldukları haklardır (FSEK m. 1/B (k)).

Umum

Umum kavramı günümüz Türkçesinde unutulmaya yüz tutmuş bir kavram olsa da İngilizce karşılığı olan “public” kelimesi sosyal medyada paylaşımların yetkili hedef kitlesini belirlerken öğrendiğimiz bir kelimedir ve belki de dijital dünya kullanıcıları için umum kelimesinden daha tanıdıktır. Kelimenin kökeni Arapçadır. Dilimizdeki karşılıkları sıralarsak: kamu, toplum, halk, genel, bütün insanlar, herkes vb. sıralanabilir.

Hususi olmak, kişisel olmayı, yani yalnızca bir şahsa aidiyeti veya sadece bir şeye özgü olmayı ifade eder. Fakat eğer bir şeyin umumi olduğundan bahsediyorsak onun hususi yani özel olmadığını, herkesin kullanımına açık olduğunu anlatmaya çalışıyoruzdur.

Kanunumuzda bu kavram tanımlanmamıştır. Alman Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ise §15 III’te umum, bir eseri kullanan ve bu eseri algılayabilen ya da esere erişebilen kişi veya kişiler ile (1) şahsi bir ilişkisi ya da bağlantısı bulunmayan, (2) belirli bir çevre ile sınırlı olmayan, (3) birbirine karşılıklı ilişkiler içinde bağlı bulunmayan veya (4) bir organizasyonla birbirine bağlanmayan kişi veya kişiler, olarak tanımlanmıştır.

Şahsi (Kişisel) Bağlantı

Alman Federal Mahkemesi (BGH) şahsi bağlantıyı bir çok kararında açıklanmıştır. Şahsi bağlantı:

  • Eseri kullanan kişi ile bu eseri algılayabilen ya da erişebilen kişiler arasında veya
  • Bu eseri algılayabilen veya erişebilen kişilerin kendileri arasında olabilir.

Bu tanıma göre aile veya arkadaşlık bağı şart değildir. Bir dans kursunun katılımcıları da bir etkinlik esnasında şahsi bağlantı içinde olabilirler. Telif hakkına sahip bir eser, eğer eser sahibinin izni olmadan umumi alanda paylaşılıyorsa umuma iletim hakkı ihlali de mevcuttur. Fakat çoğaltma hakkının istisnası olan ve m. 38/I’de düzenlenen “şahsi kullanım istisnası” için durum farklıdır. Şahsi kullanım istisnası özellikle dijital eserler için önem arz eder ve şahsi kullanım istisnasının şartları yerine gelmişse kişi eser sahibinden izin almadan eseri çoğaltma imkanına kavuşacaktır.

Bir örnek verecek olursak bir kişinin eser sayılan bir veriyi, herkese açık“ (public) bir sosyal medya profilinden paylaşması durumunda umumun varlığı kabul edildiğinden burada FSEK m. 25/II’de düzenlenen umuma iletim ve erişilebilir kılma hakkının ihlali söz konusu olacaktır. Söz konusu profil kişinin sadece arkadaşlarına açıksa, bu durumda kaç arkadaşının olduğuna bakarak değerlendirmede bulunmak gerekecektir. Burada Yargıtay tarafından umum sayılan belirli bir arkadaş sayısı sınırı tespit edilmiş değildir. Fakat hangi sayıya kadar arkadaşın umum olarak değerlendirilebileceği, bir kişinin şahsi çevresinin arkadaşlık sayısı olarak bir üst sınırının olup olmadığı dikkate alınmalıdır.

Lisans

Tamamlanmış eserler üzerindeki mali hakların kullanma ve yararlanma yetkilerinin başkasına bırakılması yani lisans sahibine tahsis edilmesi lisans (ruhsat) sözleşmesi ile gerçekleştirilir. Her iki tarafı borç altına sokan bir sözleşme türü olan lisans sözleşmelerinde lisans veren taraf eser üzerindeki mali haklarından lisansı alanı yararlandırma yükümlülüğü altına girerken lisansı alan taraf lisans ücreti ödeme borcu altına girer.

BİLGİ: Tescilli bir markanın kullanım hakkı tescil edildiği mal ya da hizmetlerin bir kısmı veya tamamı için lisans sözleşmesine konu olabilir.

Tespit

Seslerin veya ses temsillerinin veya ses ve görüntülerin anlaşılabilecek, çoğaltılabilecek veya iletilebilecek şekilde bir araca kaydedilmesi işlemidir.

Fonogram

Sinema eseri gibi görsel-işitsel eserler içindeki ses tespitleri hariç olmak üzere, bir icrada yer alan seslerin veya diğer seslerin veya ses temsillerinin tespit edildiği ses taşıyıcısı fiziki ortamdır. Kasetler, örnek olarak verilebilir.

BİLGİ: Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin neticesinde Roma Sözleşmesi hükümlerini, icracı sanatçılar ve fonogram yapımcıları açısından yeni koşullara uyarlamak ve daha etkin bir koruma sağlamak amacıyla WIPO Komitelerinde yürütülen çalışmalar sonucunda, “WIPO İcralar ve Fonogramlar Sözleşmesi (WPPT) 1996 yılında 178 ülke tarafından kabul edilmiş ve 30 ülkenin onayı ile 2002 yılında yürürlüğe girmiştir.

Bir Cevap Yazın