Enformasyon Çağında Bilgisayar ve İnternetin Gelişimi

İnsanlık tarihinin bütün aşamalarında yeni fikirler, buluşlar ve teknolojik yenilikler önceki kuşakların içinde yaşadıkları toplumun yapısını değiştirerek yeniden biçimlendirmiştir. Ekonomik, sosyal ve kültürel yaşama ilişkin özellikler bu biçimlendirmeye yoğun bir şekilde maruz kalmıştır. Günümüzün dinamiklerini biçimlendiren unsurlardan biri de İnternet teknolojisine dayalı web uygulamasına yönelik çözümleridir (Barefoot, 2000:6). Sanayi toplumunun en önemli ardılı olan enformasyon ekonomisi yaşamın her yönüne nüfuz ederek oldukça köklü değişiklikler oluşturmuş ve oluşturmaya devam etmektedir.

Gün geçmiyor ki satın almadan sağlığa, spordan tatile bilgi ve teknolojiye dayalı uygulamaların etkisinin hissedilmediği bir alan bulunsun. Teknolojik uygulamalara dayalı çalışmaların etkisi, uzay, zaman ve kütle kavramlarını temelden değiştirmekte yeni kavram ve olguların tanımlanmasına yol açmaktadır. Artık bir şirketin tüketici ihtiyaç ve isteklerini karşılamaya yönelik faaliyetlerin yürütüldüğü fiziksel ortamların yerini sanal ortamlar almaktadır. Üstelik her yer faaliyetlerin yürütülebileceği bir alan olarak kullanılabilir hâle gelmiştir.

Anlık mesajlar karşılıklı gönderilip alınabilir. Kitap, müzik ve film nesneler şeklinde kütlesel olarak değil de ‘bit’ler şeklinde depolanabilir, kayıt edilebilir ya da farklı noktalara sevk edilebilir hâle gelmiştir. Söz konusu ucu bucağı belirli olmayan bu siber ortamın yüzyıllardır ekonominin ilgilendiği temel veri birimi olan pazarı nasıl değiştirdiğini, otomatikleşen ve kolaylaşan değişim ilişkilerinin, şirketleri müşterilerle, müşterileri müşterilerle ve şirketleri şirketlerle sanal şebekeler aracılığıyla birbirine nasıl bağladığını değerlendirmek oldukça önemlidir (Kotler, 2000:285,286).

Ekonomi dünyası küreselleşme olgusunun en fazla hissedildiği kesimlerden birisidir. Teknolojik uygulamalar sonucu, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş, coğrafik uzaklıkların mal ve hizmetlerin sunumunu sınırlayan bir faktör olmaktan çıkması, iş gücü ağırlıklı ekonomiden yüksek teknolojili ekonomiye geçiş, ulusal ekonomiden küresel ekonomiye geçiş, hiyerarşiden şebeke ve sanal organizasyonlara gibi değişimler birbirini takip etmiştir (Taşlıyan, 2006:6).

Bilgi ve teknolojiye dayalı pazar yapısı, İnternet üzerinden anlık olarak bilginin farklı noktalar arasında düşük maliyetle akışını, işletmelerin olası müşterilerini tanımlayabilmesini, tüketicilerin satıcı ve ürünleri belirlemesi, karşılaştırması ve karar vermesini rasyonelleştirme ye dayalı olarak çalışmaktadır. Geçmişte maliyet ve ticaret açısından büyük engeller oluşturan işletme ve tüketici arasındaki zaman ve mesafe oldukça kısalmıştır. İşletmeler, pazarlara ulaşma ve tedarik, satın alma, ham madde gibi kritik unsurları mali- yet etkin bir şekilde yönetebilme olanağına kavuşurken, tüketiciler aynı anda birden fazla

mağazayı dolaşabilme, ürünleri karşılaştırabilme, sipariş verme ve takibini de yapmaya başlayabilmiştir. Bu kapsamda, bu bölümde taraflar arasında değerin tanımlanması, oluşturulması, iletimi ve kontrolü kapsamında işletmelerde ciddi dönüşümlere neden olan İnternet, e-işletme modelleri ve e-pazarlama kapsamında bilgilere yer verilecektir (Kotler, 2000:285,286).

İNTERNETİN ORTAYA ÇIKIŞI VE E-İŞLETME DÖNEMİ

Günümüz bilgi toplumuna ulaşılmasına kadar insanlık tarihi pek çok aşamalardan geçmiş, değişim ve gelişmeler sonucu şekillenerek günümüzdeki hâlini almıştır. Bu aşamaya gelinmesinin ardındaki iki önemli olay olduğu belirtilmektedir. İlki, milattan önce orta- ya çıkan ve avcı-toplayıcı toplum yapısından çiftçi ve çoban toplum yapısına dönüşüme neden olan Tarım Devrimi’dir. İkincisi, 18. yüzyılda başlayan ve nüfusun çoğunluğunun tarımla uğraştığı toplum yapısından mal ve hizmet üretimiyle uğraşan yapıya dönüştüren Sanayi Devrimi olarak ifade edilmektedir. Günümüzde ise küreselleşen dünyada toplum- sal yapıyı derinden değiştiren üçüncü bir olayda Enformasyon Devrimi olarak ifade edilmektedir.

Bu üçüncü olay insanların bilgi anlayışını kökten değiştirmiştir. Tarım Devrimi binlerce yıl sürmüştür, sanayi devrimi yaklaşık 300 yıl kadar sürmüştür, ancak enformasyon devrimi 50 yıllık bir dönemde insanlığın hayal edemeyeceği nitelik ve nicelikte ciddi değişimlere neden olmuştur. Geçmişten günümüze Antik Çağ’dan 21. yüzyıla filozofların bilgi yaklaşımları, bilgi toplumu ile farklı bir boyut kazanmıştır. Öncesinde bilginin var- lığı, kaynağı ve temelleri tartışma konusuyken gelişen teknolojilerle birlikte ortaya çıkan yeni toplum yapısı bilgiye ulaşmanın olabilecek en hızlı ve pratik yöntemin bulunarak bireylerin hizmetine sunulmasıyla ilgilenmiştir (Çalık ve Çınar, 2009:93-96).

Toplumsal alanların her birinde gelişme belirli unsuların tetiklemesi ile çeşitli aşamalardan geçilerek ortaya çıkmıştır. Günümüz pazar yapısı ve işletmelerde bu gelişmelerin paralelinde şekillenme göstermiştir. Dolayısıyla belirli unsurların gelişimi tek başına ele alınacak bir konu değildir. Etkileşimli olduğu düşünülen unsurlarla birlikte değerlendirilmesi anlaşılmasını kolaylaştırabilecektir. Bu kapsamda, bu kısımda bilgisayarların gelişi- mi, İnternetin gelişimi ve e-işletme konuları ayrı ayrı ele alınacaktır.

Bilgisayarların Gelişimi

Sanayi Devrimi’ne geçişi buhar makinesinin icadıyla bilgi toplumuna geçişi bilişim teknolojisinin temelindeki araç olan bilgisayarların icadı sağlamıştır. Elektronik araçlar ve özellikle bilgisayarlar, bilişim sektörünün temel ürünü olarak kabul edilmektedir. Watt’ın buhar motoru, Eli Whitney’in çırçır makinesi, toplum üzerinde derin etkiler bırakmıştı. Önemli bir matematikçi ve ekonomist olan Charles Babbage, ilk modern bilgisayar makinesini icat etmişti.

Babbage, basit hesaplamaları yapmak için ‘Fark Motoru’ denen makineyi geliştirmişti. Yapılabilecek bu basit hesaplamalar yoluyla gemiciler gelgitler hakkında önemli bilgilere sahip olabiliyorlardı. Sanayi Devrimindeki diğer buluşlar gibi Fark Motoru da geleneksel teknolojiye geçişte önemli bir adım olmuştu. İngiliz Hükümeti’nin önemli destekleriyle Babbage Fark Motoru’nun ilk örneğini üretti. Babbage makineyi üretir üretmez dikkatini çeken farklı bir şeye yöneldi. Mekanik ‘bilgisayar’ girişimi çalışan bir prototip ortaya koydu. Mucit makineyi geliştirip ilavelerde bulunurken ortaya çok farklı bir proje çıktı. Sonuç olarak, Babbage aslında her türlü hesaplamalar yapabilen analitik motor icat etmek istiyordu. Zaman içinde farklı bilim adamlarının Babbage’in fikirlerini ele alarak hareket etmesiyle istenen sonuçlar orta- ya çıkmaktaydı. Tekstil ürünlerinin seri üretiminde kullanılan delikli kartlar ve daha sonraları delikli kâğıt şeritleri ilk bilgisayar makinelerinin programlama yöntemlerinin anahtarı oldu. 1896 yılında kurulan Tabulating Machinery Company (TMC) delikli kart

kullanan hesap makinelerinde çok fazla sayıda satmıştır. 1911 yılında TMC satıldı ve Computing Tabulating Recording Company’nin bir parçası hâline geldi. 1924 yılında şirket adını International Business Machines (IBM) adını aldı küresel bir logo doğdu. Şirket delikli kartlı hesap makinelerini iş dünyasına iyi bir şekilde kabul ettirdi. IBM ilk modern bilgisayarın yapımına öncülük etmişti. 1936 yılında Howard Aiken isimli bir fizik öğrencisi mevcut hesap makinelerinin ihtiyacına cevap verememesi ve daha karmaşık hesaplamalar yapabilen bir makineye gereksinim duyuyordu.

Babbage’in oğlu tarafından Babbage’in projeleri Harvard Üniversitesine bağışlanmıştı. Aiken bu proje kalıntılarından analitik motor rüyasını geleceğe taşıdı. Ocak 1943 yılında Harvard Mark I adınla ilk elektronik bilgisayar geliştirilmişti. Geliştirilen bilgisayar, 15 m. uzunluğun- da, 2,4 m. genişliğinde, 5 ton ağırlığında ve 5 beygirlik bir güçle çalışıyordu. Aynı yıllar- da, ordunun desteğiyle Pennsylvania’da Electronik Integrator and Computer (ENIAC) geliştirilmiştir. ENIAC daha tam anlamıyla bitmeden ikinci bilgisayar Electronik Discrete Variable Automatic Computer ortaya çıktı. Mark I den daha hızlı ve daha küçüktüler. Bir süre sonra verileri depolayabilen ve işlemden geçirebilen Universal Auromatic Computer (UNIVAC) geliştirildi.

IBM iş alanında kullanılabilen modüle bilgisayarlar üretmeye başladı. Aynı dönemde bilgisayarların teknik ve bilimsel amaçlı kullanılmalarına yönelik FORTRAN ve COBOL bilgisayar dilleri ortaya çıktı (Barefoot, 2000:49-61). 1964 yılında daha hızlı, daha geniş hafızası olan ve DOS sisteminde çalışan bilgisayarlar ve iç içe geçiş devrelerden oluşan (çipler) geliştirildi. 1971’de Intel Corporation ilk mikroişlemciyi geliştirdi. Bütün bir bilgisayarı tek bir çipe sığdırabiliyordu. 1975 yılında Alrair 8800 popüler elektronik dergisinde görünmesiyle kişisel bilgisayarlara yönelme başladı. Bill Gates ve Paul Allen, insanların Altair’leri daha fazla kullanmasını sağlamak amacıyla bir yazılım hazırlamak üzere anlaşırlar ve Microsoft’u kurarlar. Geliştirilen yazılımlar ve kişisel bilgisayar kullanımında çok hızlı bir artış yaşanır (Barefoot, 2000:61-66).

Bilgisayarlar aracılığıyla bir bilginin sistematik olarak elde edilmesinden gerektiğinde kullanılmasına kadar bilgiye yönelik yönetimsel uygulama olanakları doğmaktadır. Bilişim teknolojilerinin en önemli ürünlerinden biri bilgisayarlardır. Bilgisayar teknolojisinin gelişmesi, bilgisayarların küçülmesi, ucuzlaması, hızlanması, kapasitelerinin artması ve kişiselleşmesine neden olmuştur. Bilgisayar ağlarından oluşan sistemler, ağların birbirine bağlandığı müşteri-sunucu teknolojisinin gelişimi ile geniş alanlara yayılmış ve tek merkezden idare edilebilen sistemleri ortaya çıkarmıştır. Bilgisayar teknolojisinin yanı sıra İnternetin keşfedilmesi ve gelişmesiyle bu iki önemli teknolojinin insan hayatının odak noktası hâline gelmesine yol açmıştır. İnternet, birçok bilgisayar sisteminin birbirine bağlı olduğu, dünya üzerinde çok yaygın olan ve sürekli gelişip büyüme gösteren bir iletişim ağı olarak tanımlanabilmektedir (Çalık ve Çınar, 2009:93-96).

İnternetin Gelişimi

Bilgisayar teknolojisinin gelişiminin paralelinde bilgisayarların iletişim kurabilmesini sağlayan İnternet üzerinde önemli adımlar atılmıştır. Ağ teknolojisinin geliştirildiği dönemde ABD’de bir yandan deregülasyon kapsamında telekomünikasyon alanında liberalleşme eğilimi artmıştı. Böylesi bir dönemde Soğuk Savaş’ta üstün gelme ve karşılaşılabilecek sorunlara çözüm arama çabaları bulunmaktaydı. 20. yüzyılda hükümetin de- netiminde telekomünikasyon sisteminde yabancıların etkinliğini kısıtlamak amacı vardı. Ancak 1950’lerin ortalarında şirketler bir takım lobi faaliyetleri ile ağ sistemlerinin yapılandırılmak üzere serbest bırakılmasını sağladılar. Şirketler ve bürokrasi liberalleşmenin etkisiyle genişleyen bilgi teknolojileri endüstrisini ABD’nin küresel ekonomik politik gücünün tazelenmesi için bir fırsat olarak görmüştü. Ancak İnternet fikri söz konusu liberalleşmenin etkisiyle değil askeri amaçlarla gerçekleşmiştir.

1950’li yıllarda ABD ve Sovyetler Birliği arasında bir takım ciddi gerilimler bulunmaktaydı. Nükleer savaşı göze alamayan taraflar, soğuk savaş döneminde teknolojik yeniliklerle birbirlerine meydan okumuşlardır. Nükleer patlama sonucu iyonosferdeki radyo dalgalarıyla kurulabilecek iletişimin durması, ülkenin merkezileşmiş telefon ağını çökertebilirdi. Bir tarafın iletişiminin kesilmesi ile diğer taraf saldırılara karşılık veremez hâle geleceğinden teknolojik yeniliklerle savaşların kazanabileceğine inanan ABD’de, bu sorunun çözümüne yönelik 2. Dünya Savaşı esnasında oluşturduğu düşünce kuruluşu RAND’de görev yapan Paul Baran tarafından fikir geliştirilmiştir.

Baran, nörolojik teorileri model alarak, nükleer saldırıdan etkilenmeyecek ve kesintiye uğramayacak bir iletişim modeli geliştirmiştir. Bunun için tüm iletişim alt yapısının yeniden yapılandırılması gerekiyordu. Bu o dönem- de olanaklı değilse de daha sonra Amerikan İleri Projeleri Birimi (ARPA) Baran’ın kavramsal modelini ele alarak askeri amaçlara yönelik bilgisayarların birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan ve İnternetin atası ilk ağ olan ARPANET’i geliştirdi. Bunun ardından TCP/IP protokolleri 1970’lerin ortalarında ağın iletişim alanına doğru genişletilebilmesi için oluşturulmuştur. Stratejik öneme sahip bu teknoloji alanı, 1980’lerde ABD Ulusal Bilim Vakfı (NSF) tarafından üniversiteleri de dâhil edecek şekilde genişletilmiştir.

Dolayısıyla ağda yer alan veri trafiği giderek artarken ağın askeri payı azalmıştır. Bu doğrultuda yeni ve sivil bir ağ adı (NSFNET) geliştirilmeye başlanmıştır. Bu ağ hızla hükümet birimlerine ve düşünce kuruluşlarına doğru genişletilmiştir. 1989 yılında Avrupa’da CERN’de Tim Barners-Lee tarafından ‘world wide web’in (www) geliştirilmiştir (Başlar, www.reliablesoft.net). İnternetin kullanıcı dostu hâline gelmesinde diğer önemli gelişmede, Mosaic adlı programdır. Illinois Üniversitesi’ndeki öğrenciler tarafından yazılan Mosaic, World Wide Web de rehberlik eden bir gezgin yardımcısı olan bir ‘browser’dı. Herkesçe bilinen ileri ve geri düğmeleri veren söz konusu bu program ile Netscape ve Navigator doğmuş oldu (Barefoot, 2000:83). Böylece bilgisayarlardaki depolanmış bilgilerin birbirine bağlanması sağlanarak İnternet küreselleşmiştir ve ticari kullanıma da uygun hâle gelmişti. Bugün oyun, müzik, kitap, bankacılık, alışveriş, sosyal iletişim gibi birçok alanda kullanılabilir hâle gelmiştir (Başlar, www.reliablesoft.net).

 

kaynakça; Anadolu Üniversitesi

Web Tasarımı Satış ve Pazarlama Kitabı

Bir Cevap Yazın