DİJİTALLEŞME SÜRECİ VE ESER

Dijitalleştirme, analog formatta bulunan verilerin saklama, kaydetme, aktarma, işleme vb. amaçlarla sayısal, dijital formata dönüştürülmesidir. Formatın bu şekilde değiştirilmesiyle veri dijital ortam ile uyumlu hale gelir ve elektronik cihazlar tarafından okunabilir hale gelir. Dijitalleşme teknolojide bugün ulaştığımız noktanın başlangıç sürecidir. Günümüzde gelişmiş ülkeler açısından artık bu sürecin tamamlanmış olduğu söylenebilir. Artık deneysel çalışmalar, analog formatın dijitale dönüştürülmesinden çok dijitalleşen cihazların birbiriyle irtibatı ve sensörlerin ortam bilgisini bu cihazlara iletimi üzerine yoğunlaşmaktadır.

Bilgi çağı, bilginin dijitalleşerek internette paylaşılması süreçleriyle oluşmuştur. Dijitalleştirmenin, veriye erişim imkanlarını arttırarak hayatımızı kolaylaştırdığı açıktır. Dijitalleşmeyle birlikte eser internet ortamında daha kolay ve hızlı bir şekilde çoğaltılabilir, aktarılabilir ve paylaşılabilir olmuştur. Bu durum, fikri hak ihlallerini öngörülemez ve teknik olarak önlenemez şekilde arttırmıştır. Fakat dijitalleşirken eserin niteliği ve içeriği herhangi bir şekilde değişime uğramaz.

Dijitalleşmeden önce kopyalama süreci eser için bir tehlike arz etmemekteydi çünkü eserin orjinalinden elde edilen kopyalar orjinalinin yerini tutmadığından kopyaların kullanımı eser sahibinin haklarının ihlali açısından risk taşımamaktaydı.

Fakat düşük maliyetlerle, orjinalinin yerini alabilecek kalitede kopyalar elde edilebilen kopyalama tekniklerinin geliştirilmiş olması ve bu kopyaların çevirimiçi ve çevirimdışı ortamlarda hızlı bir şekilde, niteliğini koruyarak dağıtımının mümkün hale gelmesi, hatta offline kaydetmeye ve saklamaya gerek kalmaksızın, online olarak, YouTube ya da Puhu Tv vb. platformlardan ya da bulut teknolojileri sayesinde Dropbox, Google Drive vb. hizmet sağlayıcılardan erişim imkanının bulunması artık eser sahibinin haklarının hem offline hem de online şekilde tehlikede olmasını sağlamaktadır. Her geçen gün bu tekniklerin değiştiği ve yeni tekniklerin geliştirildiği düşünüldüğünde dijitalleşmeyle birlikte oluşan fiili durum güncel olarak takip edilmeli ve gözlenmelidir.

BİLGİ: Kasete kayıtlı parçaların mp3 formatına dönüştürülmesi birer işleme değil, sadece (dijitalleştirerek) çoğaltma işlemidir (İşleme kavramı hakkında ayrıntılı bilgi için Ünite 3, İşleme Hakkı konusunu inceleyebilirsiniz).

Teknoloji ve Hukuk

Hukuk kendine dijital dünyada bir çizgi belirlerken analog dünyaya ait düzen ve kuralları kendisine referans olarak almıştır. Fakat hukukun bu yeni düzene tamamen uyum sağladığını ya da süreci tamamladığını söyleyebilmek imkansızdır. Daha doğrusu teknik ve teknoloji geliştikçe bu süreç devam edecektir ve hiç bitmeyecek olan gelişime hukuk da değişerek ve adapte olarak uyum sağlamalıdır.

Son zamanlarda yapılan bir çok kanun değişikliğinin altında yatan temel neden yeni medya modellerinin meydana getirdiği hak ihlallerini önlemektir. Buna en iyi örnek FSEK’e 3.3.2001 tarihinde 4630 sayılı değişiklik kanunuyla getirilen FSEK ek madde 4’teki “uyar-kaldır” sistemidir. Servis sağlayıcıların ve içerik sağlayıcıların eser sahiplerinin haklarının ihlalleriyle ilgili sorumluluklarını belirleyen düzenlemeyle internette ihlal oluşturan içerikler linklerin engellenmesi yöntemiyle kaldırılmak istenmiştir.

BİLGİ: Etiğin koruyucusu olarak hukuk önem kazanmaktadır. Etiğin teknolojiye hakimiyeti ancak hukuk ile mümkündür.

Teknolojik gelişmeler internetin kullanımıyla ilgili sadece önlemlerin alınmasına neden olmamış, ayrıca eser sahibine yeni haklar tanınmasını da sağlamıştır. Bunun, hem uluslar arası hukuk hem AB hukuku hem de ulusal hukukta yansımalarını görebiliriz. Özellikle eserin umuma iletimine ve erişiminin sağlanmasına yönelik hakların getirilmesi, çoğaltma hakkının tanımının yeni teknik gelişmelere uygun olarak yeniden yapılması hukukun eser sahibinin haklarının dijital alanda da etkin bir şekilde korunması için verilen uğraşların bir sonucudur.

DİKKAT: Bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgi Avrupa Birliği’nde Bilgi Toplumu ve Telif Haklarına Dair Düzenleme başlığında verilmiştir.

Fakat her yeni dönemin kendine ait hukuki sorunları beraberinde getirdiği unutulmamalıdır. Hukuk kendini Endüstri 3.0’a hazırlarken Endüstri 4.0 daha karmaşık problemleri hazırlamaktadır. 3D yazılımlarla artık sadece küçük objelerin değil mimari eser sayılabilecek bir köprünün dahi yapılabiliyor olması, yapay zeka ile donatılmış robotların hayatımıza dahil olması, sürücüsüz arabaların gelecek on yıl içinde hepimizin hayatına girecek olması bu problemlerden sadece bazılarıdır.

BİLGİ: Aralarında Tesla’nın kurucusu Elon Musk ve Google’ın satın aldığı yapay zeka şirketi DeepMind’ın kurucusu Mustafa Süleyman’ın da olduğu 26 ülkeden 116 uzmanın imzaladığı mektup ile yapay zekaya karşı BM’yi uyardı. Bilim insanları BM‘den öldürme yeteneği olan robotların geliştirilmesinin ve kullanılmasının yasaklanmasını talep etti. Haber adresine tıklayarak.. ulaşabilirsiniz.

Görüldüğü üzere hukuk yeni sistemler, yeni düzenlemerle kendini geliştirmekte ve yeni teknik ve teknolojilere uyum sağlamaya çalışmaktadır. Fakat bu arada teknoloji de gelişmeye devam etmekte ve hukuk her geçen gün yeni bir sorun ile karşılaşmakta ve çözüm getirmeye çalışmaktadır. Burada telif hakları açısından dikkat edilmesi gereken, eser sahibinin hakları ve kişinin fikri yaratım alanı ile kültürün engelsizce yayılmasının sağlanması ve bireyin bilgi alma ve ifade özgürlüğü arasındaki dengenin sağlanmasıdır. Bu denge bilgi teknolojileri alanında yeni ürünlerin geliştirilmesi, bunun teşviki ve yaygınlaştırılması ile yakından ilgilidir.

İnternet ile Gelen Yeni İş Modelleri

Dijitalleşme hukuka uyum sağlama sürecine yönelik bir çok yeni yükümlülükler getirmiştir. Bu yeni sorumluluklar kuşkusuz mevcut ekonomik yapıyı ve hali hazırdaki sektörleri de etkileyecektir. Kullanıcının yeni alışkanlıkları sektörlerin de kendilerini yenilemelerini, yeni iş modelleri geliştirmelerini zorunlu kılmaktadır.

Gelişmelerle birlikte değişen kullanıcı alışkanlıklarına ve teknolojiye paralel olarak kendini reklamlarla finanse eden, kullanıcının davranışıyla beslenen fakat ona artı ödeme külfeti getirmeyen yasal işletme modelleri oluşmuştur. Bu durum interaktif ve online ortamda kendini tehdit altında hisseden gelenekselleşmiş sektör için elbette ki risklidir.

Hukukun teknolojiye uyum sağlamasında gözetilen amaç olması gerektiği gibi eser sahibinin haklarının korunması değil eskimiş iş modellerinin korunmasıdır. Analog dünyada gelenekselleşmiş sektörün aktörü olan girişimci, dijital dünyada tutunmak için kanun koyucunun üstündeki etkileme gücünü kullanmadan, analog olarak verdiği hizmetin yeni teknolojiler ile verilmesini sağlamalı, bu alanda yatırım yapmalıdır. Bunun yerine yasaklama anlamına gelecek şekilde hukuki önlem almak televizyonlarda yayınlanan reklamların seyredilme oranını düşürdüğü için uzaktan kumandaların yasaklanmasına benzeyecektir ve o derecede mantık dışı olacaktır.

Geleneksel sektörün, masrafın kullanıcıya yansıyacağı bir modele doğru mecburi istikamet oluşturmadan, kullanıcının davranışlarıyla beslenen işletme modeline doğru yönelmesi daha uygun olacaktır. Böylece kullanıcı, reklamlı içeriği bedelsiz mi yoksa reklamsız içeriği abonelik vb. ödeme modellerle bedelli mi kullanacağına kendisi karar verebilecektir. Bir örnek verecek olursak online müzik dinleme platformu olan Spotify, benzer şekilde ücretli-reklamsız ve ücretsiz-reklamlı abonelik paket alternatifleri sunmaktadır. Bu şekilde bilişim sektöründe zamanla farklı yöntem ve tekniklere dayanan yeni ticari iş modelleri geliştirilecektir.

Bir Cevap Yazın