BİLGİ TOPLUMUNDA FİKRİ HAKLARIN ÖNEMİ

Bilgi ve veri kavramları bilgi toplumunun en önemli iki kavramıdır. Veri, “ olgu, kavram ya da komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimsel ve uzlaşımsal bir gösterimi” şeklinde tanımlanır. Bilgi ise veri ile anlamın birleşmiş halidir. Veri bilginin hammaddesidir.

Bilgi toplumunda fikri hakların yani telif haklarının yeri ise tam bu noktada bilginin sermayeye dönüştüğü anda daha da önem kazanmaktadır. Bilginin üretilmesi süreci ise tek başına yeterli olmamakta bilginin üretim süreçlerine de hakim olması, ekonomik değerinin arttırılması gerekmektedir. Ar-ge çalışmaları, ülkelerin bu çalışmalara ayırabildiği bütçe ve bu bütçenin en etkin ve verimli şekilde kullanılması mühimdir. Garaj çalışmalarından Silikon Vadisi’ne giden yolda özellikle bilişim alanında eğitimin yeniden tasarlanması, korunması gereken değerler yaratılmasının önünün açılması gereklidir. Veriyi, bilgiyi tüketen toplum olmaktan veri ve bilgi üreten, ürettiklerini ürüne dönüştürebilen bir yapının kurulması çok önemlidir.

Gelecekte istihdamın bu yönde gelişeceği hesaba katılarak korumamız gereken fikri hakların oluşması için bu alanda uzun vadeli planlar yapılmalıdır. Örneğin kod yazımını öğrencilerin muhakkak ilkokuldan itibaren öğrenmesi zorunludur. Kapısı kilitli bilgisayar laboratuvarları uygulamaları artık geçmişte kalmalı, eldeki tüm imkanlar kullanılarak, özellikle cep telefonlarının (yani aslında cep bilgisayarlarının) sadece eğlence için değil eğitim ve üretim için, bilişimin gelişmesi için de önemli olduğu uygulamayla ispatlanmalıdır.

BİLGİ: Küresel ölçekte bilgi tabanlı ekonomik gelişmeler ve bilgi toplumu dinamikleri, fikri haklar sisteminin önemini artırmaktadır.

  • Bilgi ve iletişim teknolojileri ile ekonomi arasındaki en önemli bağlantılardan biri fikri ve mülkiyet hakları sistemidir.
  • Fikri hakların dünya ticaretinin bir parçası olduğu TRIPS Anlaşmasının Dünya Ticaret Örgütü bünyesinde ele alınmasıyla kabul edilmiştir.

Avrupa Birliği’nde Bilgi Toplumu ve Telif Haklarına Dair Düzenleme

Avrupa Birliği konunun önemini ve bir an evvel Topluluk seviyesinde genel ve esnek bir yasal çerçeve yaratma ihtiyacını fark etmiş 22 Mayıs 2001 tarihinde 2001/29/AT sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Bilgi Toplumu Direktifini çıkartmıştır. Bilgi toplumunda telif hakları ve bağlantılı hakların belirli yönlerinin uyumlaştırılması hakkında düzenlemeler içeren direktifin gerekçesinde telif hakları ve bağlantılı hakların, yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesini ve pazarlanmasını ve yaratıcı içerik oluşturulmasını ve bundan faydalanılmasını güvence altına aldığını, teşvik ettiğini ve bu nedenle önemli bir rol oynadıkları belirtilmiştir.

Direktif, telif haklarında ve bağlantılı haklarda gerçekleştirilecek hukuki düzenlemelerin sadece fikri mülkiyet alanına değil aynı zamanda ifade özgürlüğü ve kamu yararı da dahil olmak üzere hukukun ve özellikle mülkiyetin temel ilkelerine katkı sağlayacağını vurgulamıştır.

Telif hakları ve bağlantılı haklarla ilgili yasal çerçeve, artırılmış bir hukuki belirlilikle ve bir yandan fikri mülkiyetin yüksek düzeyde korunmasını sağlarken, ağ altyapısını da içeren, yaratıcılık ve yenileşmeye yönelik önemli yatırımları teşvik edeceğinden ve diğer yandan hem içerik sağlama ve bilgi teknolojisi alanında hem de genel olarak endüstriyel ve kültürel sektörlerde geniş ölçekli bir biçimde Avrupa sanayisinin gelişmesini ve rekabet edebilirliğinin artmasını sağlayacak; bu açıdan istihdamı koruyarak yeni iş alanlarının açılmasını teşvik edecektir. Fikri hakların anılan etkileri, günümüzde internetin hayatımızda kapladığı yer ve globalleşen dünya düşünüldüğünde direktifin gerekçesinde belirtilen hususların geneli yansıttığı görülecektir.

AB Hukukunda da umuma iletime ve kamunun erişimine ilişkin 2001/29/AT sayılı Bilgi Toplumu Direktifi’nin 3. maddesinde, “Eserlerin Umuma İletimi Hakkı ve Diğer Konuların Kamunun Erişimine Sunulması Hakkı” başlığı altında üye devletlere, eser sahiplerine, eserlerini, bireylerin kendi seçtikleri yer ve zamanda erişimlerine sunulmasını da içeren, telli veya telsiz araçlarla umuma her türlü iletimine izin verme ve yasaklama münhasır haklarını sağlama yükümlülüğü getirmiştir.

Aynı Direktifin 2. Maddesi Üye Devletlere çoğaltma hakkıyla ilgili olarak eser sahiplerine, her türlü yöntem ve şekilde, doğrudan veya dolaylı, geçici veya kalıcı, kısmen veya tamamen çoğaltılmasına izin verme ve yasaklama münhasır haklarının sağlanması görevi verilmiştir.

Eser sahiplerinin haklarının özellikle internette eserin umuma iletilmesi, kamunun erişimine sunulması ve çoğaltılması fiilleriyle ihlal edildiği düşünüldüğünde teknolojiyi takip etme zorunluluğu bulunan hukukun bu fiilleri yasa kapsamında düzenlemekle sorumluluğunun önemli bir kısmını yerine getirdiği söylenebilir.

Direktife ve uluslar arası anlaşmalara uygun olarak söz konusu umuma iletim ve umuma erişilebilir kılma hakkının düzenlenmesi ve çoğaltma hakkının tanımının uyarlanması Türk hukukunda 1995 ve 2001 yıllarında yapılan değişikliklerle gerçekleştirilmiştir. Buna göre, FSEK m. 25 II’de düzenlenen umuma iletim ve erişilebilir kılma hakkı eser sahibinin eser üzerindeki haklarını dijital ortamda özellikle internette korunabilmesini amaçlar. Umuma iletim ve erişilebilir kılma hakkı, FSEK madde 25 I’de düzenlenmiş olan yayın hakkından ve madde 23’te düzenlenmiş olan yayma hakkından farklıdır. Çünkü yayın hakkı ve yayma hakkı, eserin analog dünyadaki kullanımlarını ilgilendiren haklardır.

Değişikliklerden önce “Bir eserin aslını veya işlemelerini kısmen veya tamamen çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine aittir.” şeklindeki basit ve yeni tekniklerle yapılabilen çoğaltmaları kapsamayan çoğaltma fiilinin tanımı, direktife ve güncel teknolojiye uygun olarak değiştirilmiş, bu çoğaltmanın herhangi bir şekil veya yöntemle yapılması, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltılması ifadeleri tanıma eklenerek bu tür çoğaltmaların da çoğaltma olarak değerlendirilebilmesi sağlanmıştır. Örneğin, bu ifadelerin maddedeki tanıma girmesiyle birlikte, bilgisayarın RAM’inde gerçekleşen geçici ve kısmi çoğaltmalar için de eser sahibinin izninin alınması gerekecektir. Fakat burada daha önceki bölümlerde de açıklandığı üzere, şahsi kullanım amaçlı çoğaltmaların şahsi kullanım istisnasına girdiği ve bu nedenle şahsi kullanım amacı içinde kalındığı müddetçe kullanıcıların eser sahibinden izin almasının gerekmediği vurgulanmalıdır.

Web’de Telif Haklarının Toplumsal Etkileri

İnternette sıkça kullanılan teknolojiler sayesinde bilgi dolaşımı kolaylaşmış ve hız kazanmış, bu teknolojiler davranış ve fikirlere yön verir hale gelmiştir. Arap Baharı gibi toplumsal hareketlerin yanı sıra iletişimdeki bu dönüşüm ürün ve hizmet içeriklerinin özel niteliklerinde, eğlence, kültür, bilim, ticaret ve ekonomiyi etkileyen diğer alanlarda da geniş bir etki alanı oluşturmuştur.

BİLGİ: Facebook, Twitter gibi sosyal medya araçları iletişimi ve etkileşimi ulusal olmaktan uzaklaştırmıştır.

Toplum fikri hakların ana konusu olan eserden özellikle eğlence, bilim ve kültür alanlarında faydalanır. Telif haklarının ve bağlantılı hakların korunması ise eser sahiplerinin, icracıların, yapımcıların, tüketicilerin, kültür, endüstri ve en geniş anlamda kamunun yararına olacak şekilde yaratıcılığın korunması ve geliştirilmesinin sağlanmasına katkı sağlar. Eser sahibinin ve bağlantılı hak sahibinin haklarının eğitim ve öğretim amacıyla kamu menfaatinin yararına sınırlanması ve bu haklara istisnalar konulması, öğrenme ve kültürü teşvik etmeyi hedeflemektedir.

Daha önceden de belirtildiği gibi veriyi, bilgiyi tüketen bir toplumun yerine veri ve bilgi sermayeye çeviren, ürüne dönüştürebilen bir yapının kurulması çok önemlidir. Bu önemin nedenlerinden belki de en önemlisi toplumların bu sayede birbirleriyle olan rekabet güçlerini arttırmalarıdır. Toplumların bu açıdan yarış kabiliyeti, güncel olan bilgiyle, toplumların var olan bilgiyi takip etme ve yeni bilgi üretme yeteneklerine bağlıdır.

Bir Cevap Yazın