Bilgi Toplumunda Fikri Hakların Korunması

Özenle hazırlanmış ve etkili bir telif hakları ve bağlantılı hakları koruma sisteminin toplumun kültürel yaratıcılığı ve üreticiliğini teşvik edeceğinden kuşku yoktur. Bu şekilde gerekli kaynakların oluşmasını sağlayan, eser sahibinin ve bağlantılı hak sahibinin ücretini garanti altına alan bir sistem sanatsal yaratıcılığı ve icracıların bağımsızlığına destek olacak ve eser sahibinin itibarını koruyacaktır.

BİLGİ: Bilişim konusunda ortaya çıkan etik sorunlara öneriler geliştirmek üzere faaliyet gösteren bazı uluslararası yapılar vardır. Birleşmiş Milletler, G8 Ülkeleri, OECD, Avrupa Konseyi bu yapılardandır.

Sınırlamalar ve istisnalarla hakların katı korumacılığından belirli sınırlar dahilinde vazgeçilmesi fakat bunun yanında korsan ya da taklit eserlerin yasadışı biçimlerinin dağıtılmasıyla eserden haksız kazanç elde edilmesini engellemeye çalışmak kültürün yayılmasını destekleyecek ve nihayetinde koruma amacına hizmet edecektir.

Gelişmiş toplumların fikri mülkiyet haklarına gösterdiği saygı ve koruma bilinci fikri hakların korunmasını kolaylaştırmaktadır. Bu bilinç, fikri hakların teknoloji karşısında yaşadığı dezavantajların etkisini de azaltmaktadır.

TELİF HAKLARININ İHLALİ VE YAPTIRIMLARIN KAPSAMI

Fikri mülkiyetin, mülkiyet hakkının ayrılmaz bir parçası olması nedeniyle eser sahibinin ve bağlantılı hak sahiplerinin haklarının herkese karşı ileri sürülebilen hak niteliğinde olması, bu hakların ancak kanunda belirlenen şekilde ve şartlarda esas, süre ve yer bakımından sınırlanabiliyor olması ile eserin yeni teknolojiler sayesinde hızlı ve çabuk bir şekilde çoğaltılabiliyor, umuma iletilebiliyor ve yayılabiliyor olması arasında bir dengesizlik doğurmuştur. Eserin korunması bilginin, sanatın, bilimin gelişmesi anlamına gelir. Bu alanların desteklenmesi toplumun kültür mirasının da korunmasını sağlar. Fakat eserin, eser sahibinin emeğinin, haklarının mali karşılığı verilmeksizin, kanunda sayılan sınırları aşan şekilde, kullanımı bir tarafa haksız kazanç sağlarken topluma da eser sahibi üzerinden dolaylı, kültürel mirasın oluşumunu engellemesi açısından da direkt bir şekilde zarara uğratmaktadır.

Bilgi toplumunda bilginin dolaşımı ve kullanımı hiç kuşkusuz ki kültürün, bilimin ve sanatın paylaşımını engellememelidir. Fakat eser sahibinin telif hakları ile toplumun bu alandaki menfaatleri arasındaki denge hukuki düzenlemeler ve toplumun bilinçlendirilmesiyle sağlanmalıdır. Bir taraftan fikri mülkiyet haklarının geleceğine ve korunmasına ilişkin tedbirleri alınırken diğer taraftan toplumun fikri haklardan sağlayacağı faydanın korunmasının yolu aranmalıdır.

  • Fikri Mülkiyet kapsamına giren bir ürünün hak sahibinin hakları korunurken toplumun çıkarlarının da gözetilmesi gerekmektedir.
  • Telif haklarının gözetimi toplumda yaratıcılığın teşvik edilmesi, yeni sanat eserlerinin ortaya çıkması için özendirici olacaktır.
  • Fikri Mülkiyet: İnsan zekasının, yaratıcılığının entelektüel birikimin ortaya çıkardığı müzik, edebiyat, bilimsel buluşları içine alan ürünleri kapsamaktadır.

Telif Hukukunda Eksen Kayması

Eser niteliği gereği topluma sosyal, ekonomik, kültürel ve bilimsel katkı sunmaktadır. Fakat sınırları zamanla genişleyen telif hakları hukukunda „eser“ korunan obje olmaktan gittikçe uzaklaşmakta, „teknik ve ticari faaliyetler“ onun yerini almaktadır. Aynı şekilde „eser sahibi“nin yerini de zamanla „yapımcı, yatırımcı, yayımcı“ gibi bağlantılı hak sahiplerine ait süjeler almaktadır. Hem eser sahibinin, hem yayımcının, hem de ticari kullanıcı ile son kullanıcının menfaatlerini dengelemesi gereken bağlantılı telif hakkı, aynı zamanda yayımcının özel menfaatleri ile internetteki bilgiye özgür, engelsiz erişimdeki kamu yararı arasında da bir denge sağlamalıdır. Son zamanlarda kanun koyucularda hakim olan eğilim ise daha ziyade yapımcının menfaatlerinin ön planda tutulması, kullanıcının ve toplumun menfaatlerinin ise ancak dolaylı yollardan korunmasına imkan vermektedir.

Kıta Avrupası ile Anglo-Amerikan Hukuk Sistemlerinde Koruma

Eserin mi yoksa ona katma değer sağlayan teknik ve ticari faaliyetlerin mi daha çok korumaya layık olduğu sorunsalı Kıta Avrupası ile Anglo-Amerikan Hukuk sistemlerinin arasındaki farktan kaynaklanmaktadır. Kıta Avrupası Hukuk sisteminde, fikri hak kanunla ihdas edilen bir hak değil, doğal bir haktır ve kendine özgü (sui generis) bir hak olarak korunur. Eserin sadece yaratılmış olması, eser sahibine ait bu mutlak hakkın doğumu için yeterli görülmektedir. Bu haktan faydalanmak için ayrıca tescil vb. bir işleme gerek duyulmaz. Bu hukuk sisteminde, eser sahipliğinin ve eser sahibinin kişiliğinin önemi büyüktür. Anglo-Amerikan Hukuk (common law) sisteminde ise, fikri haklar için “copyrights” terimi kullanılır. Bu hukuk sisteminde telif hakkı, doğal bir hak değildir, kanun koyucu tarafından yaratılarak verilen bir statüdür. Bu nedenle Kıta Avrupası yaklaşımında olduğu gibi fikri hak kişinin, eseri yaratmakla kendiliğinden kazandığı tabii bir hak değildir. Anglo-Amerikan Hukuk sisteminde fikri hak, hukuksal düzenleme ile kanun koyucunun oluşturduğu kanuni bir tekel statüsündedir. Fakat, fikri haklar alanında uluslararası düzeyde yapılan bir çok düzenleme ve sözleşmeyle bu iki hukuk sistemi birbirine yaklaşmak zorunda kalmıştır. Anglo-Amerikan Hukuk sisteminin telif haklarını daha fazla mali ve ticari açıdan değerlendirmesi zamanla Kıta Avrupası Hukuk sistemini de etkilemiştir.

Bir taraftan eser sahibinin yaratıcı faaliyetleri teşvik edilmeli, hukuken koruma altına alınmalı, diğer taraftan da esere dayalı fikirler, ürünler ve hizmetler sınırları çizilmiş sınırlamalarla kamunun yararına, kullanımına sunulmalıdır. Böylece eser sahibinin mutlak hakkı ile toplumun kültür mirasının oluşması arasındaki denge sağlanacaktır. Bu dengeye hizmet etmeyecek şekilde eser sahibinin haklarının ihlal edilmesi, teknolojik gelişmeleri bu dengelerin aleyhine kullanılmaya çalışılması, dürüst kullanımı (fair use) aşarak eser sahibinin zarara uğratılması durumunda ise hukuk bu ihlallere yaptırım uygulayacaktır.

Web’deki telif hakkı ihlallerine yaptırımlar kanunların verdikleri cezalarla sınırlıdır. Bu ceza hürriyeti kısıtlayıcı hapis cezası olabileceği gibi zararı tazmine yönelik tazminata hükmedilmesi veya idari para cezası şeklinde olabilir. Bir de internete özel erişimin engellenerek ihlalin ortadan kaldırılmaya çalışılması hususu vardır. Hukukumuzda FSEK’te düzenlenen hakların ihlali durumunda FSEK ek m. 4’e dayanarak erişim engellemesi yapılmaktadır.

Fransa 2009 yılında HADOPI (The High Authority for the Dissemination of Works and the Protection of Rights on the Internet) olarak bilinen eser sahibinin korunması ve özellikle internet üzerinden gerçekleşen ihlallerin engellemesi için düzenlenmiş bir kanunu kabul etmiştir. Fakat daha sonra Fransa Anayasa Mahkemesi, internetin özgür bir alan olduğunu belirterek yasayı iptal etmiştir. Bu iptal kararından sonra yeniden hazırlanan HADOPİ 2 ise 2010 yılının başlarından beri yürürlüktedir. HADOPİ ile internet üzerinde müzik ve filmlerin yasal sunum metotlarının geliştirilmesi amaçlanmış, yasal olmayan paylaşımlar ve kullanımlar yasal bir incelemeden geçirilir:

  1. İhlalin ne zaman gerçekleştiğine dair bilgi bir e-posta internet kullanıcısına gönderilir. İhlalde kullanılan IP adresi tespit edilir.
  2. Aynı kullanıcı için 6 ay içerisinde başka bir hak ihlali tespit edilmesi halinde kullanıcı yeniden uyarılır.
  3. Kullanıcı halen ihlale devam ediyorsa kullanıcının internet erişimi 1 ya da 2 yıl süreyle engellenir.

Görüldüğü üzere burada siteye erişimin değil, kullanıcının internete erişiminin engellenmesi söz konusudur. Gerek ihlali kolaylaştıran teknolojilerin gerekse ihlallerin tespitini ve kontrol altına alınmasını sağlayan teknolojilerin gelişmesiyle hukuk kendini bu gelişime uydurmak zorunda kalacaktır.

Bir Cevap Yazın