Bilgi Toplumu ve Endüstri 4.0

Bilgi toplumunda telif hakları konusu asıl olarak fikri mülkiyet hukukunun teorik temellerine dayanır. Bu nedenle bu bölümde bilgi toplumu ile ilgili açıklamalara yer verildikten sonra dijitalleşme sürecinin eser kavramına olan etkisi, teknoloji ve hukuk arasındaki ilişki bilişim teknolojileri ile birlikte nasıl değiştiği ele alınacaktır. Bilgi toplumunun tanımı yapılırken ister istemez gelişmekte olan teknolojinin getirdiği endüstri 4.0 dönemi de incelenecek, sonrasında da telif haklarının dijital süreçte topluma ve buna bağlı olarak kullanıcı davranışlarına etkileri değerlendirilecektir. Bilgi toplumunda ideal fikri hak koruması nasıl olmalıdır ve telif haklarının geleceği için neler söylenebilir, ihlallere öngörülen yaptırımlar ihlaller için gerekli tedbir alındı demek için acaba yeterli midir sorularına da yine bu bölümde kısaca değinilecektir.

BİLGİ TOPLUMU

Bilgi toplumu, bilgi teknolojilerinin damga vurduğu toplum olarak tanımlanır. İlkel toplumdan tarım toplumuna oradan sanayi toplumuna evrilen toplum yapısının 21. yüzyılda bilgi toplumuna dönüştüğü düşünülmektedir. Bu düşüncenin temelinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin insan hayatında, dolayısıyla toplumda kapladığı yer yatmaktadır. Bilgi toplumu, dijital devrim (sayısal devrim, mikro elektronik, üçüncü sanayi/endüstri devrimi diye de bilinir) adı verilen süreçle birlikte başlamıştır.

Bilgi paylaşımının ve bilgiye erişim hızının artması, bilginin uluslar arası ağlarda dolaşımının kolaylaşması, tüm dünya üzerindeki toplumları etkilemiş, onları aynı iletişim ağı ile birbirine bağlamıştır. Yaklaşık otuz beş yıl önce başlayan bu gelişmeler sadece sanayi devrimini sona erdirmemiş aynı zamanda yeni bir toplum düzeninin kurulmasını sağlamış, sanayi toplumunun yerini bilgi toplumunun alması sonucunu doğurmuştur. Tarihte yaşanmış olan bu dönüm noktası sınıfsal yapıyı da etkilemiş, beyaz yakalıların devrini başlatmıştır.

Tanımdan yola çıkarsak, günümüz toplumunun bilgi toplumuna dönüşümünün kabulü için, bilgi teknolojilerinin topluma damga vurup vurmadığını incelemek gerekir. Dolayısıyla, eğer maddi sermayenin yerini zihinsel sermaye almış ve insanın zihinsel faaliyetleri üretim, yönetim ve toplumun yapısını değiştirmişse bilgi toplumundan bahsede- biliriz. Bilgi teknolojilerinin üretim, iş yaşamı ve gündelik hayat başta olmak üzere toplumun her alanını etkilemesi, bilgi teknolojileriyle çalışanların sayısının artması, üretimin ağırlıklı olarak zihinsel sermayeye bağlı şekilde yapılmaya başlanması Amerika’da ya da Avrupa’da bulunan gelişmiş ülkeler için tamamlanmış aşamalardır.

bilgi paylaşım toplumu

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin bilgi toplumunu yaşayışı ise daha çok bilginin popülist bir yaklaşımla, o da sınırlı olarak eğlence sektöründe, kullanılması şeklinde olmaktadır. Gelişmekte olan bir ülkede, ekonomik, sosyal ve kültürel kurumlara, üretim ve yönetim birimlerine bilgi teknolojilerini entegre etme süreçleri hızla tamamlanmalı ve bilginin üre- timdeki yeri arttırılmalıdır. Aksi taktirde gelişmekte olan ülkeler için bilgi üretimi minimum seviyede kalmaya devam edeceğinden bu ülkelerde bilgi toplumundan çok, “bilgi paylaşım toplumu”ndan bahsetmek daha doğru olacaktır.

İnternetin yaygın kullanımıyla birlikte gündelik hayata dair aktüel bilgi ve habere dijital medya, kitap, dergi ve basın gibi farklı bir çok kanal yoluyla paylaşılması ve bunlara erişim imkanı bilgi toplumunun özünü oluşturmaktadır. Kullanıcılar artık güncel olayları, basın-yayın ürünü niteliğinde olmayan, redaktör denetiminden geçmeden ilk ağızdan öğrenmelerine imkan tanıyan forum siteleri, haber ve benzeri portallar, kişisel bloglar ya da twitter, facebook vb. sosyal medya sitelerinden takip etmeye başlamışlardır.

Bilginin özgürleşmesi

Olarak nitelenen bu süreç internetin hem bilgi, sanat, kültür ve eğlence açısından hem kaynak hem diğer kaynakların interaktif olarak buluşabildiği sanal bir ortam, hem de paylaşım ve erişim noktası olması sonucunu doğurmuştur. Bu durum, toplumda manipülasyonlara etken olma riskini taşıdığı gibi küresel aydınlanmayı, özellikle eğitimde olmak üzere diğer alanlarda fırsat eşitliğini, sosyal gelişimi sağla- yan, böylece sosyal dengeleri yeniden şekillendiren avantajları da beraberinde getirir.

Sanayi toplumu ve bilgi toplumunu kullandıkları teknolojinin özellikleri, sosyo-ekonomik yapı ve değerler bakımından farkları aşağıdaki tabloda karşılaştırılmıştır.

Bilgi Toplumu Ekonomisi

Bilgi toplumunun tanımını yapılırken çeşitli çıkarımlar yapılmış ve sorular sorulmuştur. Acaba bilgi toplumu aynı zamanda bilgili toplum mudur? Varlığı ve varlığının devamı için özellikle çok bilgiye veya bu bilgiyi üretmeye ihtiyaç duyan toplum mudur? Bugüne kadar ki toplum yapılarında da toplumun işlevini yerine getirmesi için aynı şekil- de bilgi ve bilginin paylaşımı yer almıyor muydu?

Bu sorulara verilecek yanıtlar bizi bilgi toplumuyla değişen ekonomik yapıya götürmektedir. Zira bilgi toplumu kendi ekonomik sistemini oluşturmuş, “bilgi” üç boyutlu olarak ekonominin içinde yer almıştır: ürün olarak bilgi (veri), üretim faktörü olarak bilgi ve rekabet faktörü olarak bilgi. Tüketilen içerik ürün olarak yer alan bilgidir.

Bilgi, kültürel taşıyıcı olmuş, toplumun sanayi toplumundan evrilmesini sağlayarak, onun entellektüel ve ekonomik dönüşümünü sağlamıştır. Ürün olarak bilgi, her mekanda üretilebilir olması, hızlı ve ucuz bir şekilde tüm dünyaya dağıtılabilmesi nedeniyle fiziki ürünleri baskılamak tadır. Bilgi, bu üç boyutuyla bilgi toplumunun yapısında ve ilerleyişinde belirleyici; büyümesinde ve refahında merkez element olarak önemli bir role sahiptir. Ayrıca, ürünlerin formlarının korunmasını, hizmet ve verinin iktisadi olarak pazarlanmasını, ticaretinin yapılmasını, sosyal sorumlulukların yerine getirilmesini ve her bir bireyin toplumdaki rolünün güçlenmesini desteklemektedir (Beyersdorff,2000).

Bilginin bu şekilde üretim ve tüketim aracı olması;

Kontrol, hakimiyet ve yönetim açısından da değerini arttırmıştır. Meslek sahiplerinin %50’sinin bilgi merkezli işlerde çalışanların ortaya çıkan gelirin gayri safi milli hasılanın yarıdan fazlasına denk gelmesi bu artışın nedenini açıklamaktadır. Telekomünikasyon alanındaki şirket devralma ve birleşmelerinin hacminin 2013 yılında 448 milyar dolara yükseldiği, Microsoft’un Nokia’yı 5,4 milyar avroya satın aldığı düşünülürse bilgi ve iletişim teknolojilerinin ekonomiye katkısı daha net farkedilecektir.

Türkiye’de 2009 yılının ilk çeyreğinde telekom ve mobil sektöründe 257 kayıtlı işletme vardı ve bu işletmelerin yıllık net satış gelirleri 20 milyon TL civarındaydı. Bu rakamlar 2017 yılının ilk çeyreğinde 785 işletmeye ve yıllık net satış gelirleri ise yaklaşık 32 milyon TL’ye çıkmıştır. Yedi yılda gelirlerde %50’nin üzerinde gerçekleşen bu artış sektörün gelişime ne kadar açık olduğunu ve potansiyelini ortaya koymaktadır.

Bilgi toplumuna dayalı ekonomi hiç şüphesiz ki sadece telekom ve mobil sektörleriyle sınırlı değildir. Günümüzde film sektöründen beyaz eşya sektörüne neredeyse bütün ticari alanların, kısaca dijitalleşme sürecine dahil olabilen her sektörün, bilgi toplumuna dayalı ekonominin içinde değerlendirilebileceği söylenebilir. 2016 rakamlarına göre Türkiye’de 29,92 milyon internet kullanıcısı e-ticaret sitelerinden alışveriş yapmıştır. Türkiye’deki e-ticaretin hacmi 30,8 milyar TL’ye ulaşmıştır ve bu rakam bize kişi başı yıllık 1.029 TL harcama yapıldığını göstermektedir.

Dünya genelindeki rakamlara bakıldığında 1,61 milyar kullanıcı online kanallar üzerinden alışveriş yapmış ve e-ticaret 1,915 trilyon dolarlık ciroya ulaşmıştır. Bu cirodan kişi başına düşen miktar 1.189 dolardır. 

Endüstri 4.0

Toplumların yeniden tanımlanmasında, üretimde kullanılan araçlar önem taşır. Sanayi toplumunda toprağın yerini alan sermaye, ekonomide dönüşümü sağlamış, ham maddenin işlenmesini sağlayan makinalar ve ham maddenin elde edilmesini sağlayan sermaye bu dönüşümün belirleyici unsurunu oluşturmuştur. Sermayenin halen devam eden serüveni günümüze ulaşana kadar dört tane sanayi devrimine tanık olmuştur:

Buharı ve suyun gücünün sanayiye katılması birinci devrim olarak adlandırılmıştır (endüstri 1.0). Bunu seri üretimin başlaması ve seri üretim bantlarının endüstriye entegrasyonu (endüstri 2.0), dijitalleşme süreci ile birlikte bilgi teknolojilerinin sanayide kullanımı (endüstri 3.0) süreçlerinin her biri ayrı bir devrim olarak nitelendirilmiştir.

Devrimlerin kronolojik sırası toplumun, ilkel toplumundan sanayi toplumuna gelişimini etkilemiştir. Fakat endüstri 4.0 henüz toplumu dönüştürmediği için yeni bir toplum yapısı oluşmamıştır. Dolayısıyla hala bilgi toplumu dönemi devam etmektedir.

Endüstri 4.0 ile kastedilen, endüstride üretimin ve taşıma zincirinin sanal ve reel süreçlerin bir arada kullanılarak, artan dijitalleşmeye dayalı olarak birbirine bağlı ve birbiriyle iletişim halinde ve otomatize bir şekilde gerçekleştirilmesidir.

Gelişen bilgi ve iletişim;

Teknolojilerinin sayesinde yaşanan bu devrim iş dünyasının fiziki, organizasyonel ve zamansal olarak iş modellerinin alışılmış yapısını değiştirmekte; diğer bazı işletme modellerini ise ortadan kaldırmaktadır. Amazon’un, Mechanical Turk adında ayrı bir internet sitesiyle kitle kaynak kullanımı (Crowdsourcing) imkanı sağlaması bu tarz bir değişime örnek oluşturur.

Sanayide yaşanmaya devam eden gelişmeler sektörel bazda sınırlı bir yapısal değişimle yetinmeyecek çalışma süreçlerinde uzman olma niteliği gibi faktörlere de etki edecektir. Nitekim daha şimdiden, uzaktan eğitim ya da flipped clasroom gibi yeni eğitim modellerinin giderek yaygınlaşması, çalışanın iş ile özel yaşamı arasındaki çizginin kaybolması, iş yerinde bulunma kavramının yerini erişilebilir olma kavramının alması gibi güncel tartışmaların varlığı endüstri 4.0 devriminin etkilerini göstermektedir.

Akıllı Cihazların Dönemi

Endüstri 4.0, insan ihtiyacının tamamen sıfırlandığı bir iş modelini öngörmez. Dijital algılayıcılar ile donatılmış modüler sistemlerin mekaniğe entegre edildiği akıllı bir mekanizma oluşturmayı hedefler. Endüstri 3.0’ın teknolojisine sahip nesnelerin, cihazların birbirleriyle ve insanlarla iletişim içinde olması ve bu sayede merkezi olmayan kararların verilmesi sağlanmaya çalışılmaktadır.

Bu sayade endüstri 3.0 devrimine ait bilgi teknolojilerinin kabiliyetleri arttırılarak akıllı ev, akıllı fabrika gibi akıllı cihazlarla donatılmış nesneler yaratılacaktır. Otomobil sektöründe bu konuda öncülük eden firmalar bizim farklı sektörlerden tanıdıklarımız: Google, Apple ve Tesla. Mercedes, BMW, Volvo gibi otomobil sektörünün ünlü markaları ise son zamanlarda geliştirilmiş sürücüsüz, akıllı araba teknolojisini geriden takip etmektedirler.

Tüm bu adımların içinde “yapay zeka” olarak adlandırılan bir teknoloji yatmaktadır. Yapay zeka endüstri 3.0 devrimini endüstri 4.0’dan ayıran unsurdur. Yapay zeka üzerine deneysel çalışmaların yıllardır devam ettiği bilinmektedir. Fakat son yıllarda bu alanda elde edilen başarılar dijitalleşmenin ardından gelen sensörler sayesinde dijital algılamanın sağlaması sürecinin de tamamlandığını ve yapay zekanın insanı taklit etmekten daha ileriye taşındığını ve kendi kendine öğrenme kabiliyetini kazandığını göstermektedir.

 

kaynakça; Anadolu Üniversitesi

Web’de Telif Hakları ve Etik

Bir Cevap Yazın