Bilgi Çağında Web Yayıncılığı

Bilgi çağının en önemli buluşu olan internet, başta bilginin yayılımı ve paylaşımı olmak üzere birçok konuda insanoğlunun yaşamına önemli değerler katmaktadır. Toplumsal yaşamın birçok noktasında internet, sağladığı kolaylık ve hızlı erişim etkisiyle kendisine daha çok yer bulmakta ve vazgeçilmezliğini giderek artırmaktadır. Çeyrek asırlık yaşına rağmen toplumsal yaşamda karşılığını bulduğu vazgeçilmezlikle, insanoğlunun icat ettiği birçok teknolojiyi geride bırakmıştır. Artık bilgi çağının bireyleri olan bizler, internetin hayatımıza kattığı anlamı görmekte ve onsuz yaşamanın ne denli zor olduğunu düşünür hale gelmekteyiz. Öyle ki, mobil teknolojilerde yaşanan gelişmeler ve webin yapısında meydana gelen değişim nedeniyle cebimizde sanal bir dünyayı taşıdığımız söylenebilir.

Web yayıncılığı açısından olaya bakıldığında ise internetin, büyük medya organlarının tekelinde olan yayıncılık anlayışını kökten değiştirdiğini görmekteyiz. Günümüzde bir web yayıncısı, tek başına binlerce hatta milyonlarca okuyucuya veya izleyiciye ulaşabilmekte ve yayınlarını onlarla paylaşa bilmektedir. Artık müzik sektöründe albüm yapmadan web yayıncılığı üzerinden şöhret olan sanatçılara, milyonlarca takipçisiyle paylaştığı yayınlar ile sosyal medyanın gündemine yön veren kullanıcılara, köşe yazarlarına rakip olacak derecede takipçisi olan web yazarlarına, çektikleri kısa videolar ile şöhret olanlara rastlamak mümkündür.

Bu durum web yayıncılığında gelinen son noktaya işaret etmektedir. Bu anlayışa göre, temel düzeyde teknoloji okuryazarı olan bir birey, internet bağlantısı olan bir cep telefonu ile web yayıncılığının sınırlarını zorlaya bilmektedir. Tek taraflı yayıncılık anlayışının tersine, bu anlayışta web kullanıcısı milyonlarca okur veya izler kitlesine ulaşabilmekte ve onlarla girdiği sosyal etkileşim sonucunda yayının çarpan etkisini artırabilmektedir. İşte bu nedenle web yayıncılığı kavramını tek bir bakış açısıyla ele almadan arkasındaki büyük resmi görecek biçimde değerlendirmekte fayda vardır.

Web Yayıncılığı Ve Gelişimi

Web yayıncılığı kavramına değinmeden önce World Wide Web’in ne anlama geldiğini, nasıl ortaya çıktığını ve işleyiş yapısının nasıl olduğunu hatırlatmakta yarar vardır. Web olarak adlandırılan yapı, dünya üzerindeki bilgisayar ağlarının birbirleriyle bağlanmasıyla oluşan İnternetin (interconnected network) üzerinde yer almaktadır.

Bilindiği gibi İnternet, 1969 yılında hayata geçirilen ARPANET projesiyle oluşmaya başlamasına karşın fikri temelleri 1945 yılına dayanmaktadır. Amerikalı mühendis ve bilim insanı Vannevar Bush, The Atlantic dergisine yazmış olduğu “As we make think” isimli makale ile günümüz webine benzeyen “Memex” isimli teorik bir makineden söz etmiştir. Çalışmasında söz ettiği makine, bir depolama ve geri çağırma aygıtı olarak çalışmaktadır.

İnsan zihninin çalışma prensibinden esinlenen Memex ile bir kişi, sahip olduğu tüm bilgilerini depolayabilmekte, bilgilerini birbiriyle ilişkilendirmekte ve bu ilişkiler sayesinde bir bilgiden bağlı olduğu diğer bilgilere hızlı bir biçimde erişebilmektedir.

Joseph Carl Robnett Licklider

Benzer şekilde Amerikalı psikolog Joseph Carl Robnett Licklider 1962 yılında görev yaptığı Amerika Savunma Bakanlığına bağlı İleri Araştırma Projeleri Kurumu’nda (Advanced Research Projects Agency- ARPA) “Intergalactic Network (İntergalaktik Ağ)” kavramını ortaya atmıştır. Ortaya attığı bu kavram dünya üzerinde bilgisayar kullanan herkesin birbiriyle bağlantılı olacağı ve birbirleriyle bilgi paylaşımında bulunabileceği bir ağ yapısıdır. O zaman henüz olmayan böyle bir yapının gelecekte bilginin paylaşımı ve yayılımı için ne denli önemli olduğunu öngörmüştür.

ARPANET

Webin hayata geçirilmesi ise 1960’lı yıllardan sonraki çalışmalar sonucunda olgunlaşmıştır. O dönemde bilgisayarlara verilen önemin giderek artması ve askeri amaçlı teknolojik çalışmalara yapılan yatırımlar sonucunda webin teknik altyapısına dair birçok yeniliğe imza atılmıştır. Özellikle paket anahtarlama sisteminin ortaya konulması ileride internetin atası olarak adlandırılan ARPANET’in hayata geçirilmesine büyük katkı sağlamıştır. Peki, ARPANET projesi nedir? ARPA-NET projesi, Amerika Savunma Bakanlığı’na bağlı İleri Araştırma Projeleri Kurumu (ARPA)’nın geliştirdiği bir projedir.

Bu projenin amacı, kuruma destek veren diğer tüm kurum ve kuruluşlardaki çalışanların ihtiyaç duyduğu bilgisayar kaynaklarına erişebilecekleri, böylelikle bilgi paylaşımının sağlanacağı bir ağ oluşturma fikridir.

Başlangıçta dört yere kurulan arabirim mesaj işlemcileri (Interface Message Processors – IMP) bir başka ifade ile paket anahtarları sayesinde ARPA ve kurumlar arasında bir bağlantı oluşturulmuştur. Daha sonraki yirmi yıl süresince, farklı iletişim kanallarını kullanarak farklı ağlar oluşturulmaya başlanmış, ARPANET projesiyle bağlanan kurum sayısı artmış ve bu ağların birbirleriyle iletişimi için protokoller (SMTP, FTP, TCP, IP, DNS) ve teknolojiler (Ethernet) icat edilmiştir.

Ancak, günümüz webinin doğuşunun yirminci yüzyılın sonlarında gerçekleştiği söylenebilir. O yıllarda internet, giderek büyümüş ve yüksek hızlarda veri transferi yapabilir durumdadır. Ancak, internet ağına bağlı bulunan tüm bilgisayarların veri paylaşımı için kullanabileceği ortak bir platform bulunmamaktadır.

Tim Berners-Lee

İşte bu noktaya çözüm için Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN)’de yazılım mühendisi olarak çalışan Tim Berners-Lee, 1989 yılında bir fikir öne sürmüştür. Temelini tüm platformlardan bağımsız olarak çalışacak hipermetinlerin oluşturduğu bu yapıda internet üzerindeki verilerin paylaşılması ve bulunması daha kolaylaşmaktadır. Birbirleriyle bağlantılı olan hipermetinler aracılığıyla bir bilgi yığını içerisinden başka bir bilgi yığınına ulaşabilirken bu hipermetin sayfaları işletim sistemlerinden veya kullanılan programlardan bağımsız olacaktır. Bu fikir başlangıçta kabul edilmemesine karşın bireysel çabaları sonucunda Tim Berners- Lee 1990 yılında günümüz webinin yapı taşları olan üç teknolojiyi oluşturmuştur.

Bunlar, web genelindeki bağlı kaynakların bulunup getirilmesine izin veren bir iletişim protokolü olan Hipermetin Transfer Protokolü (Hypertext Transfer Protocol HTTP), web için bir işaretleme dili olan Hipermetin İşaretleme Dili (Hypertext Markup Language – HTML) ve webe bağlı her bir kaynağı tanımlamak için kullanılan ve daha sonraki yıllarda URL olarak adlandırılan benzersiz adres yapıları olan Benzersiz Kaynak Tanımlayıcı (Uniform Resource Identifier – URI)’dır. Daha sonraki yıllarda bu yapı taşlarını kullanarak çalışan internet tarayıcılarını, web sayfalarını ve sunucuları oluşturarak web yapısını kurmuştur. Oluşan bu yapı günümüzde CERN dışındaki kullanıcıların da dâhil olduğu büyük bir web topluluğuna dönüşmüştür.

Web, yapısında hipermetin belgeleri olduğu için bilgisayarlardaki web tarayıcıları aracılığıyla görüntülenebilmekte ve gezinti yapılabilmektedir. Peki, webin işleyiş yapısı nasıldır? Bu sorunun cevabını en basit haliyle bir örnekte inceleyelim.

Bir bilgisayar kullanıcısı web yapısı üzerindeki herhangi bir sayfaya ulaşmak istediğinde öncelikle yapması gereken bu sayfaları görüntüleyecek bir web tarayıcısı kullanarak internete bağlanmaktır. İnternete bağlı bir bilgisayardaki web tarayıcısı yazılımı çalıştırılarak, tarayıcının adres çubuğuna ulaşılmak istenen sayfanın adresini yazması ve enter tuşuna basması yeterlidir.

HTTP ve IP

Web tarayıcısı öncelikle kullanıcının görüntülemek istediği hipermetin sayfasının kayıtlı bulunduğu server adı verilen sunucu bilgisayarla iletişim kurmaktadır. Bunun için bağlantı kurulacak sunucu bilgisayarın IP (Internet Protocol) numarasını öğrenmesi gerekmektedir. Kullanıcının adres çubuğuna yazdığı alan adına (örneğin anadolu.edu.tr) ait IP numarasını ilgili DNS sunucusundan öğrenerek sunucu bilgisayarla bir hipermetin transfer protokülü (HTTP) kullanarak bağlantı oluşturur.

Oluşturulan bu bağlantıdan sonra web tarayıcısı görüntülenmek istenen hipermetin belgesinin hiyerarşik adresini sunucu bilgisayara ileterek bu belgeyi ister. Hipermetin belgeleri hipermetin işaretleme dili (HTML) kullanılarak oluşturulduğu için sunucu bilgisayar istenen bu belgeyi ve belgenin içerisinde işaretlenmiş bulunan diğer çoklu ortam belgelerini (görüntü, ses, video, animasyon vb.) kullanıcının bilgisayarına gönderir. Son olarak web tarayıcısı kendisine ulaşan kodları ve çoklu ortam belgelerini derleyerek ulaşılmak istenen web sayfasının görünümünü oluşturur.

Web Gelişim Aşamaları

Günümüze gelinceye kadar webin yapısında da birçok değişim yaşanmıştır. Hem sosyal hem de teknik boyutta yaşanan bu değişim ile web sınırlarını ve kapasitesini daha da genişletmiştir. Başlangıçta web, bilim adamlarının ürettiği bilgileri kolayca birbirleriyle paylaşabilmeleri için geliştirilmiş bir ortamdır. Web kullanıcıları, diğer kullanıcılar için metin tabanlı ana sayfalar ve bağlantılı sayfalar oluşturmakta ve oluşturdukları sayfaları web ortamında yayınlamaktadır. Sonraki yıllarda kurumların ve diğer kullanıcıların bu yapıya dâhil olması ile birlikte web, daha çok bilginin paylaşıldığı bir ortam olmuştur.

Ayrıca, gelişen teknolojiler sayesinde webin yapısında metinlerin yanında resim, video, animasyon gibi birçok çokluortam nesnelerinin de yer alması sağlanmış, böylelikle web daha görsel ve karmaşık hale gelmiştir. Geleneksel medya üreticilerinin web içeriğinin üretimine dâhil olması ile bilgi miktarı daha da artmıştır. Web 1.0 olarak adlandırılan bu yapıda web, tek taraflı bilginin aktarıldığı salt okunur bir yapıdadır.

Web 2.0

Ancak, webin yapısındaki asıl değişim 2003 yılında Tem O’Reilly tarafından Web 2.0 kavramının ortaya atılmasıyla değişmiştir. Web 2.0, içeriğinin kullanıcılar tarafından oluşturulduğu işbirliği ile oluşturulan bir webi tanımlamaktadır. Buna göre, bir web kullanıcısı sadece bilgiyi okuyan veya edinen konumundan çıkarak, bilginin edinilmesinin yanında üretilmesine de katkı sağlayan bir konuma geçmiştir. Özellikle 1990’ların ortalarından itibaren başlayarak günümüze gelinceye kadar platform bağımsız çalışabilen Ajax, JavaScript gibi programlama dillerinin kullanılmasıyla birlikte web, sadece bilgi paylaşılan bir ortam olmaktan çıkarak bilginin üretildiği bir yapıya dönüşmüştür.

Böylelikle oluşan bu yapı giderek daha çok kullanıcıya ulaşmış, daha özgür bir medya alanı olmuş ve günümüzün temel bilgi kaynağı konumuna gelmiştir. Kapsamında sosyal ağ siteleri, wiki uygulamaları, etkileşimli iletişim uygulamaları ve dinamik sitelerin yer aldığı Web 2.0’ı anlatan en güzel örnek wikilerdir. Wiki, bir web tarayıcısı üzerinden birçok web kullanıcısının işbirliği içerisinde yeni web sayfaları oluşturmasına, bunları düzenlemesine ve sayfalar arasında bağlantılar kurmasına izin veren web sitelerinin genel adıdır. Bu siteler bilginin üre- timini tamamen kullanıcılarına bırakmış ve “özgür ansiklopedi” sloganıyla bilginin, herhangi bir kurum veya kuruluşun elinde değil sadece kullanıcılarda olduğunu vurgulamaktadır.

Web 2.0 ile birlikte web salt okunur olmaktan çıkarak kullanıcıların içeriğe katkıda bulunabildiği bir yapıya dönüşmüştür. Ayrıca, günümüzde her web kullanıcısı doğrudan ya da dolaylı olarak web içeriğinin oluşmasına katkıda bulunmaktadır. Kullanıcılar, web sitelerinin izin verdiği ölçüde yorumlar, eleştiriler veya puanlar vererek içeriğin zenginleştirilmesine doğrudan katkı sağlayabilmektedir. Bunun dışında gezinim veya satın alma davranışlarıyla da dolaylı yoldan katkı sağlamaktadır.

Web 3.0

Web siteleri kullanıcıların gezinim, arama veya satın alma davranışlarını analiz ederek içerikteki bilgiye ek olarak bu bilgileri diğer kullanıcılara ipucu olarak sunabilmektedir. Örneğin, “Bu ürüne bakanlar, bunları da incelediler”, “Bu ürünü alanlar bunları da aldılar” veya “Bu kategorideki en çok satılan ürünler” gibi ipuçlarına neredeyse tüm alışveriş sitelerinde görebilmekteyiz. Web kullanıcılarının bu şekilde davranışlarının analiz edilmesi webin bir sonraki yapıya geçtiğini işaret etmektedir. Bu yapı da Web 3.0’tır. Web 3.0 yapısında artık kullanıcıların ulaşmak istediği bilgiye var olan bilgi yığını içerisinden daha hızlı erişmesi sağlanmaya çalışılmaktadır.

Bunun için web siteleri farklı teknolojileri kullanarak kullanıcıların işini daha da kolaylaştırmaya çalışmaktadır. Webin yapısındaki değişimin yanında webe bağlanan cihazlarda da değişim ve gelişim yaşanmıştır. Başlangıçta yalnız bilgisayarların kullandığı bir yapı olan web, günümüzde farklı cihazların da bağlanabildiği ve buradaki bilgilere erişebildiği bir yapıdadır. IP yetenekli yani internete bağlanabilen bu cihazlar, gerekli bilgileri web üzerinden alabilmekte veya kullanıcıların kendisiyle ilgili bilgilere ulaşmasına izin vermektedir. Uzak sunucudan dijital fotoğrafları indirerek onları görüntüleyen bir dijital resim çerçevesi, hava durumu ile ilgili bilgileri alarak günlük hava tahminini yapılan tostun üzerine basan bir tost makinesi, trafik ve hava durumunu görüntüleyen bir web kamerası, e-posta bilgilerini alarak görüntüleyen bir cep telefonu, çeşitli bilgileri internetten alan bir çamaşır makinesi, buzdolabı veya fırın bunlardan yalnızca birkaçıdır.

Web yayıncılığı

Kavramına gelindiğinde ise, web yapısı üzerinde gerçekleştirilen yayıncılık hizmeti akla gelmektedir. Yayın, okunmak üzere basılıp dağıtılan ya da radyo ve televizyon aracılığıyla kitlelere iletilen ürünlere verilen isimdir. Yayıncılık; dergi, gazete, kitap gibi ürünlerin basım yoluyla çoğaltılarak okurlara sunulması veya radyo, televizyon programlarının iletim kanalları üzerin- den izleyicilere ulaştırılması işidir. Web yayıncılığı ise dergi, gazete, kitap gibi basılı ürünlerin ya da radyo, televizyon gibi görsel ürünlerin dijital olarak üretilmesi ve okurlara ya da izleyicilere iletilmesidir.

Ancak, buradan yola çıkarak web yayıncılığını sadece dergi, gazete, kitap, radyo, televizyon programıyla sınırlandırmak doğru değildir. Bir önceki paragrafta değinildiği gibi webin yapısında meydana gelen değişiklik, yayıncılık anlamında da değişime ve dönüşüme yol açmıştır. Eskiden sadece medya organlarının içeriğini ürettiği web yayıncılığı anlayışı, yerini temel düzeyde teknoloji okuryazarı olan bir kişinin bile kolayca sesini duyurabileceği bir anlayışa bırakmıştır. Günümüzde bir web yayıncısı tek başına binlerce hatta milyonlarca okuyucuya veya izleyiciye ulaşarak popüler medya organlarıyla yarışa bilmektedir.

Örneğin,

Youtube gibi video paylaşım siteleri üzerinden bir kanal kurup, kendi çektiği görüntüleri yayınlayarak habercilik yapabilmektedir. Blogger veya WordPress gibi blog siteleri üzerinden kendine ait bir blog oluşturarak, gündeme dair düşüncelerini köşesinde yazabilmektedir. Özellikle gelişen mobil teknolojiler sayesinde web yayıncılığının bilgisayara bağlılığı ortadan kalmış, istenilen yerde ve zamanda anlık olarak hızlı yayın yapılabilmesine olanak sağlamıştır.

Ayrıca, okurların veya izleyicilerin web yayınlarına vermiş oldukları anında geri dönütler sayesinde yayının kalitesine ve popülaritesine yön verilebilmektedir. Bu nedenle, web kullanıcıları günümüzde hem web yayınlarının içeriğini oluşturan hem oluşan içeriklere katkı sağlayan hem de yayınları ileten kişi konumun- dadır. Geleneksel medya anlayışının tersine web kullanıcıları istedikleri anda web teknolojilerini kullanarak birer yayıncıya dönüşebilmektedir.

Bu nedenle web yayıncılığı kavramı içerisinde, gazete, dergi ya da kitap gibi basılı yayınların dijital formları (e-gazete, e-dergi, e-kitap), radyo veya televizyon programlarının internet tabanlı formları (internet tv), web siteleri, bloglar, sosyal ağ platformları (Facebook, Twitter, Foursquare vb.), içerik paylaşım platformları (Youtube, Wikipedi, Instagram, Pinterest vb.), çok kullanıcılı oyunlar, forumlar ve diğer sosyal medya platformlarında yapılan yayıncılık yer almaktadır. Weble birlikte gelen bu yeni nesil yayıncılık anlayışı içerisinde artık web kullanıcıları, ürettikleri içerikleri yukarıda bahsedilen çeşitli platformlar aracılığıyla kendi izler kitlesine (takipçisine) ulaştırabilmektedir. Ayrıca, webin sunduğu olanaklardan yararlanarak gerçek zamanlı olarak yayın yapabilmekte, izler kitlesinden gelen anlık dönütler doğrultusunda içeriği hızla güncelleyebilmekte ve dil, ülke, kıta sınırı olmadan oldukça geniş kitlelerle içerik paylaşımı yapabilmektedir.

Yayıncılık alanının gelişim sürecine bakıldığında ise teknolojinin yayıncılık anlayışına önemli ölçüde yön verdiği ve farklı mecralara götürdüğü görülmektedir. Hem yayınların hazırlanması aşamasında hem de yayınların hedef kitleye ulaştırılması aşamasında teknoloji çok yönlü katkı sağlamıştır. Teknolojik gelişmeler sayesinde basılı yayıncılık olarak adlandırılan kitap, dergi, gazete vb. ürünlerin hazırlanması, basılması ve çoğaltılması işlemlerinin daha kaliteli ve hızlı bir biçimde yapılması sağlanmıştır. Dijital teknolojilerin yayıncılık alanında işe koşulmasıyla birlikte ise tasarım açısından yenilikçi ürünler üretilmeye başlanmıştır. Özellikle yayıncılık alanı için geliştirilen yazılımlar sayesinde basılı ürünlerin tasarımı, mizanpajı (sayfa düzeni) ve basımı daha kolay yapılmaya başlamıştır.

Son olarak web teknolojilerinin gelişimiyle birlikte basılı ürünlerin etkileşimli dijital versiyonları üretilmeye başlanarak dijital yayıncılığa (elektronik yayıncılık), daha sonra web ağı üzerinden yayılmasıyla internet yayıncılığına dönüşmüştür. 1970’li yılların başlarında e-posta ile başla- yan dijital yayıncılık serüveni, 1990’lı yılların başında CD-ROM’lar, 90’lı yılların ortalarından itibaren ise elektronik dergiler (e-gazete), elektronik gazeteler (e-gazete), taşınabilir belge formatı (Portable Document Format – PDF) ve World Wide Web (WWW) ile farklı ortamlara taşınmıştır. Özellikle web teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte başlangıçta yalnızca e-posta kullanıcıları arasındaki yayıncılık anlayışı yerini dosya transfer protokolü (File Trans- fer Protocol – FTP) üzerinden yayıncılık, Gopher üzerinden yayıncılık ve birçok çokluortam öğesini içerisinde barındırabilen web üzerinden yayıncılığa bırakmıştır.

Benzer şekilde radyo ve televizyon programları gibi işitsel veya görsel işitsel ürünlerin üretimi, yayına hazırlanması ve tek taraflı yayınlanması süreçleri gelişen dijital teknolojilerle birlikte daha etkili ve çekici gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Web teknolojilerinin gelişimiyle birlikte ise kontrol hedef kitleye geçerek yayınların durdurulması, geriye alınması, kaydedilmesi, tekrar izlenmesi gibi özellikler eklenerek dijital yayıncılık anlamında yeni bir boyut kazanmıştır. Ayrıca, işitsel veya görsel-işitsel yayınlar iletim kanalı olarak kullandıkları radyo dalgalarına ek olarak kablo ve uydu yayınını ekleyerek daha çok izler kitleye ulaşmıştır. Son olarak webin yaygınlaşmasıyla birlikte yayın platformunu internet ağı üzerine taşıyarak izler kitlesinin yayın sürecine dâhil etmiştir. Günümüzde hemen hemen tüm popüler yayın kuruluşlarının web siteleri bulunmakta ve bu siteler üzerinden hem gazeteler, hem televizyon hem de radyo kanalları web üzerinden yayın yapmaktadır. Güncel sayılarını veya programlarını canlı olarak yayınlamakta, geçmiş sayıları veya programları arşivleyerek web kullanıcılarının hizmetine sunmak- tadır.

Bunların dışında webin yapısındaki değişimle birlikte web kendi yayıncılık anlayışını da geliştirmiştir. Özellikle bloglar, web sayfaları, wikiler, sosyal ağ platformları, içerik paylaşım platformları, oyunlar, forumlar gibi sosyal medya platformları ile birlikte farklı bir yayıncılık anlayışı gelişmiştir. Bu yayıncılık anlayışında daha önce de değinildiği gibi herhangi bir web kullanıcısı medya organlarındaki gibi kapsamlı bir teknolojik altyapıya gereksinim duymadan sadece internet ve bilgisayar ile her türlü yayını (kitap, dergi, TV programı, radyo programı vb.) yapabilmektedir. Web kullanıcılarına bireysel yayın yapabilme özgürlüğü getiren bu anlayışta webin tüm olanaklarından yararlanarak isteyen herke- si birer yayıncı yapabilmektedir. Son olarak mobil teknolojilerde yaşanan gelişmeler ve webin mobil teknolojilerde kullanılmasıyla birlikte mobil uygulamalar üzerinden yayıncılık anlayışı web yayıncılığına başka bir anlam katmıştır.

kaynakça; Anadolu Üniversitesi

Web Yayıncılığı Araçları kitabı

 

Bir Cevap Yazın