Ağ Bilimi ve Sosyal Ağlar

Ağ Bilimi ve Sosyal Ağları anlamak; Dünyada 7 milyar insan ve 6 milyar cep telefonu var. Hemen herkes evlerde, okullarda, caddelerde, sokaklarda, kahvelerde, lokantalarda, sürekli olarak cep telefonunun ekranına bakarak yaşamaya başladı. Sosyal ağlar yolu ile insanların sürekli metin, fotoğraf ve video paylaşmaları bu olayın en temel nedenleri arasında yer alıyor. “İnsanların birbirleriyle sosyal olarak online etkileşimlerini sağlayan İnternet platformları, uygulamaları ve teknolojileri sosyal medya adını alıyor” (Beal, 2015). Üstelik bu olay durmadan hızlanıyor, sosyal ağlar hızla büyüyor ve yaygınlaşıyor. Hızlanmanın göstergesi olarak şu sayıları verebiliriz: 1,5 milyar kullanıcıya sahip sosyal medya şirketi Facebook, 10 ayda 1 milyon kullanıcıya ulaşmıştı. Instagram için ise bu süre sadece 3 ay oldu.

Küresel taksi hizmeti şirketi Uber’in sahip olduğu tek bir taksi bile yok. Facebook’un kullandığı verilerin tümünü kullanıcıları sağlıyor. Yatacak yer hizmeti sağlayan Airbnb’nin tek bir evi dahi bile bulunmuyor. Dünyanın hızla gelişen, yeni, ileri teknoloji kullanan şir- ketleri başkalarının sağladıkları ile iş yapıyorlar. Periscope ve Meercat ile isterseniz cep te- lefonunuzdan canlı yayın yapabiliyorsunuz. Anneniz, babanız veya eşiniz bile sizin nerede olduğunuzu bilmezken Apple ve Uber sürekli yerinizi biliyor. Bütün bu şirketler uzaktan ağ yönetimi konusunda çok başarılılar.

Makineler (bilgisayarlar) hızla öğrenmeye başladılar. Bazıları bu devrimi, Sanayi Devrimi’nden sonra II. Makine Devrimi diye adlandırıyor. Bu değişimin olumlu veya olumsuz olması bir yana, bir şeyler gerçekten değişti ve değişiyor. Sistemlerin büyüklüğü, kullanılan veriler ve karmaşıklık sürekli artıyor.

Konu, gruplar ve organizasyonlar için enformasyon, bilgi üreten ve karar vermede etkinliği iyileştiren sistemleri tasarlamak, kullanmak, yönetmek ve değerlendirmek ise sosyal medya ve sosyal medyada oluşan sosyal ağların analizi işin odak noktası oluyor. Günümüzde sosyal medya ortamında oluşan sosyal ağların analizi, işletmelerden kamu yönetimine, medyadan bilimsel araştırmalara kadar çok çeşitli alanlarda çalışanların ilgisini çekiyor.

KARMAŞIKLIK

Belirli bir amaç için bir araya getirilen, bileşenleri bağımsız veya karşılıklı etkileşim içinde bulunan bir bütüne sistem adını veriyoruz. Eğitim sistemi, sağlık sistemi, yönetim bilişim sistemi hep verdiğimiz tanıma uygun örneklerdir. Sistemler basit veya karmaşık olabilir. Karmaşıklık, tanımlanması kolay bir kavram değildir ve sözlüklerde çok farklı tanımlara sahiptir. Karmaşıklığın, düzenden çok kaosa yakın olduğunu söyleyebiliriz. Karmaşıklığı en basit bir şekilde; bir modelin genel davranışının formüle edilmesindeki güçlük olarak tanımlayabiliriz.

Karmaşıklık, çok sayıda parçaya sahip olan sistemlerin bir özelliğidir. Sözü edilen bu tanım bize, sistemin parça çeşitliliği ile bu parçaların sayılarının karmaşıklığın artması- na neden olduğunu anlatmaktadır. Kısaca, “büyüklük” ve “çok boyutluluk” sistemlerdeki karmaşıklığın nedenleri arasındadır. Karmaşık bir sistem; coğrafi alanda, bir bilgisayar ağında veya piyasada etkileşim içinde oluşan çeşitli parçalardan oluşur. Bağımsız veya etkileşim içinde hareket eden bu parçalar protein, insan veya karınca olabilir. Bir başka şekilde karmaşıklık, kolaylıkla tanımlanamayan ve kestirilemeyen ilginç yapı ve desenler olarak da tanımlanabilir (Page, 2010).

Karmaşıklığı çeşitlilik üretir ayrıca karmaşıklığın;

Algoritmik karmaşıklık ve metin karmaşıklığı gibi çeşitli türleri de bulunmaktadır. Bir bilgisayar algoritmasına büyüklüğünde bir girdi için gereken zaman veya mekân, karmaşıklığın bir ölçüsü olarak alınabilir. Bir metnin karmaşıklığını ise farklı anlam düzeylerine sahip olması gibi nitel değişkenlerle ölçebileceğimiz gibi, sözcüklerin frekansı, cümlelerin uzunluğu gibi nicel değişkenlerle de ölçebiliriz.

Ağlardaki karmaşıklık basitleştirilerek ağların görselleştirilmeleri olan çizgelerde ortaya konulur. İnternet karmaşık bir ağdır ve İnternet’te yer alan sosyal ağlar genelde karmaşık sistemlerin özelliklerini taşımaktadır. Sistemlerdeki karmaşıklığın artması, bilim insanlarını klasik bilimsel yaklaşımların dışında yeni yaklaşımlar aramaya yönlendirmiş ve ağ kavramı bu çerçevede gündeme gelmiştir. Geleneksel olarak bilimde, açıklayan değişkenler yardımıyla açıklanan değişkenler söz konusudur. Oysa ağlarda, açıklayan ve açıklananlardan çok, herşey herşey ile etkileşim içindedir. Bu nedenle paradigması, dünyaya farklı bir pencereden bakmamızı sağlamaktadır.

AĞ KAVRAMI VE FARKLI ALANLARDAKİ AĞLAR

Ağ dediğimiz kavram kabaca, canlı veya cansız bazı birimler ve bu birimler arasındaki bağlantılardan oluşur. Sözünü ettiğimiz bu birimlere ağlarda, düğüm (node, vertice) adını veriyoruz. Düğümler insanlar olabileceği gibi, bilgisayarlar da ağ analizinde düğümler olabilir. Yine az önce belirtildiği gibi protein, karınca ve şirket de düğüm olabilir. Canlı veya cansız düğümlerin oluşturduğu ağlara hemen hemen her yerde rastlamamız mümkündür. Ağlarda gösterilen bağlantılarda (edges, ties) ise bilgi, para, haber, dedikodu ve mikroplar düğümlerden düğümlere aktarılabilir. Yine ağ gösterimindeki buna çizge (graph) adını veriyoruz akrabalıklar, ortaklıklar gösterilebilir.

Şimdi bazı basit ağ örnekleri verelim. Kentler, düğümler, bunlar arasındaki yollar ise bu düğümler arasındaki bağlantılardır. Petrol pompalanan merkezler düğümler, bu merkezler arasındaki bağlantılar ise petrol boru hatlarıdır. Yine benzer bir şekilde, limanlar, hava alanları ve terminaller düğümler; bunlar arasındaki bağlantıları sağlayan kara, deniz ve hava yolları ise bağlantılardır. Arkadaşımıza telefon açtığımızda, ikimiz arasında bir bağlantı kurulur ve bu eylemimiz büyük bir ağın bir parçasının oluşmasına neden olur.

Ağlar her yerdedir.

İşe kendimizden, beynimizden başlayalım. Beynimizde ve bedenimizde çok sayıda ağ bulunmaktadır. Örneğin, sinir sistemimizin en önemli yapı taşlarından olan beyinlerimizdeki sinir hücreleri olan nöronlar ve onlar arasındaki trilyonlarca bağlantı bir ağ oluşturur. Tek bir nöron diğer nöronlardan daha çok sayıda girdi alır ve bu enformasyonu dönüştürdükten sonra işlenmiş enformasyonu diğer bağlantılı nöronlara işlemeleri amacıyla gönderir. Beyin ile ilgili genelde varsayılan, beyinde bulunan çok sayıda nöronun çeşitliliğinden çok, bu nöronların karşılıklı etkileşimlerinin beynin çeşitli fonksiyonlarını desteklemesidir (Memmesheimer ve Timme, 2010).

Diğer yandan, canlılarda yaşamın sürdürülmesi amacıyla gerçekleşen kimyasal tepkimeler metabolizma adını alır. Bir hücrenin psikolojik ve biyokimyasal özelliklerini belirleyen metabolizmaya ait metabolik ağlar ise metabolizmadaki kimyasal tepkimelerden oluşur. Biyolojik ağların yanında hemen hemen günün her saatinde kullandığımız iletişim ağları ve sosyal ağlar da bize ağların her yerde olduğunu gösterir.

Ağları anlamadıkça, çizgelerini çizerek analiz etmedikçe, parçaları karşılıklı olarak etkileşim içinde bulunan karmaşık sistemleri anlamamız olanaksızdır. Ağlarla canlı hücreleri içinde genler, proteinler, metabolitler arasında etkileşimleri ve süreçleri açısından çözümleyebiliyoruz. Sinir hücreleri arasındaki bağlantılarla oluşan ağlarla beynin fonksiyonlarını; toplumdaki mesleki, arkadaşlık ve aile bağlarını; modern iletişim sistem- lerini; Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal ağları; enerji hatlarından oluşan şebekeleri; mal ve hizmet üreten ve dağıtan ticari ağları ve ulaşım ağlarını ağların analizi yoluyla daha iyi anlayabiliyoruz.

kaynakça; Anadolu Üniversitesi

Sosyal Ağ Analizi kitabı

Bir Cevap Yazın